Velittin Kalınkara, Gülüşan Özgün Başıbüyük, Faruk Ay
pp. 1–19
Geronteknoloji birçok özel yardımcı ekipman ve teknolojik destek yardımı ile yaşlanmayla azalan duyusal ve algısal kayıpların, kuvvet ve hareket kayıplarının telafi edilebileceği görüşünden hareketle yaşlıların kullanacağı birçok araç-gereç ve teknolojik desteğin ergonomik tasarımı ile ilgilenmektedir. Bu araştırma yaşlıların geronteknolojik ürünleri kabule dönük tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Türkiye ölçeğinde gerçekleştirilmekte olan çalışmanın bu bölümü Karadeniz, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerindeki 11 ilde 65 ve yukarı yaştaki kadın-erkek toplam 358 yaşlı birey üzerinde yürütülmüştür. Yaşlıların geronteknolojik ürünleri kullanımları “ev ve günlük yaşam teknolojisi (a), iletişim teknolojisi (b), sağlık teknolojisi (c) ve eğitim ve rekreasyon teknolojisi (d)” başlıkları altında ele alınmıştır. Yaşlıların geronteknolojik ürünleri kabule yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla 16 sorudan oluşan modelde 5’li Likert skalası kullanılmıştır. Faktör analizi sonucunda 16 madde “teknoloji kullanımına yönelik tutumlar (TK), koşulları kolaylaştırma (KK), algılanan kullanışlılık (AG) ve geronteknoloji anksiyete (GA)” olmak üzere 4 alt başlıkta toplanmıştır. Ürün kullanımı üzerinde bağımsız değişkenlerin etkisi tek yönlü varyans analizi ile, yaşlıların geronteknolojik ürün kullanımı ve geronteknolojik ürünleri kabule yönelik tutumları arasındaki ilişki korelasyon analizi ile araştırılmıştır. Geronteknolojik ürün kullanımı bakımından bölge, yerleşim yeri, yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, ekonomik durum ve sağlık durumunun etkili olduğu (p <0.05) bulunmuştur. Ürün grupları arasında ve ürün grupları ile tutumlar arasında yüksek korelasyon vardır. Araştırma verilerinin yaşlıların yaşam düzeyinin artırılmasında, geronteknolojik ürünlerin üretim ve yaygınlaştırılmasında yararlı olacağı düşünülmektedir.
Bahar Maraba, Hacı Fatma Şener
pp. 20–32
ÖZET Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2014 yılı verilerine göre; Türkiye’deki yaşlı nüfusun; genel nüfus ortalaması içindeki yeri %8’dir. Bu oranın %56.4’ ünü kadın nüfusu oluşturmaktadır. Yaşlanma; bireylerin fiziksel durumunun yıllar içinde değişiklik göstermesidir. Yaşlılık evresinde vücut hücrelerinin kendini yenileyemeyecek durumu gelmesi ile birlikte organizmadaki faaliyetlerde azalmalar görülmektedir. Yaşlanma süreci; bireysel farklılıklara da sebebiyet verdiğinden dolayı; kişilerde meydana gelen fiziksel değişiklikler, giyim tercihini oldukça yakından ilgilendirmektedir. Yapılan araştırmalar incelendiğinde bireylerde yaşlanma sonucu oluşan farklılıkların; genetik özellikler, yanlış beslenme, kemik erimesi, doğum ve annelik, menopoz sonrası hormonal değişimlere bağlı olduğu gözlemlenmektedir. Bunların sonucunda; vücudun belirli bölgelerinde yağlanmalar ve bölgesel sarkma sorunları, kas ve iskelet sisteminde oluşan değişimler, hormonal sorunlar sonrası aşırı kilo (obezite) gibi problemler görülmektedir. 65 yaş ve üzeri kadın giyimi incelendiğinde, tüketiciye sunulan seçeneklerin genel anlamda yetersiz olduğu görülmektedir. Giysilerin; vücut formları göz önüne alınmadan hazırlandığı (piyasada kullanılan kalıp sisteminin genel olarak ele alınması ve sistemin Türk kadın beden tipine uyumsuz olması), farklılık oluşturulmadan hazırlanan benzer modellerin sayıca çokluğu ve tasarımlarda genellikle koyu renklerin kullanıldığı gözlemlenebilmektedir. Bu araştırma, 65 ve üzeri yaş grubundaki kadınların, yaşlanma sürecinde ve sonrasında vücut formundaki bireysel farklılıklar ve değişimler sonucu giysilerde yaşadıkları sorunları araştırmak ve beklentilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tesadüfi yöntemle belirlenen örneklem grubunu; İstanbul ili içerisindeki AVM’ lerde (alışveriş merkezlerinde) bulunan giysi mağazalarında alışveriş yapmayı tercih eden 65 yaş ve üzeri kadın tüketiciler oluşturmaktadır. Bu amaçla; örneklem grubundaki 110 kadın tüketiciye anket uygulanmıştır. Ön anket çalışması sonucu elde edilen bulgular göz önüne alınarak yöntemin güvenilirlik ve geçerliliği açısından; anket çalışmasındaki sorularda güncellemeler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; 65 yaş ve üzeri kadın tüketiciler giysi seçiminde; model özelliği, giysi-vücut uyumsuzluğu, renk skalası yetersizliği vb. sorunlar yaşamaktadır. Tespit edilen problemler ve beklentiler göz önüne alınarak çeşitliliğe gidilmeli ve farklılıklar oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: yaşlılık, giysi ergonomisi, giysi-vücut uyumu.
Bahtiyar Eraslan Çapan
pp. 33–47
Özet Ülkemizde yaşlı nüfusu giderek artmaktadır. Bu artışla birlikte, yaşlıların hayatlarının son dönemlerini aile ortamında geçirme istekleri de artmaktadır. Bu durum yaşlı bakımıyla ilgilenecek aile üyelerinin maddi ve manevi yükünün artmasına, fiziksel, duygusal ve psikolojik sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu makalede yaşlılara bakım verecek aile üyelerinin yaşadıkları stres faktörleri ve stresle başa çıkmalarını açıklayan modeller konusunda bilgi vermek amaçlanmaktadır. Sonuç olarak bakım veren aile üyelerinin ve yaşlının sağlığı için bireysel ve devlet politikası düzeyinde sosyal politikalar önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Stres kaynakları, stresle başa çıkma modelleri, yaşlı yakını
İMRAN Kavaz, Tülay Zorlu
pp. 48–63
İç mimarlık; tüm kullanıcı gruplarının mekânla olan ilişkilerini her yönüyle ele alıp, mekânı kullanıcıların gereksinme ve isteklerine uygun, estetik ve işlevsel olarak tasarlamayı hedef edinen bir disiplindir. Bu nedenle, gerek özel gerek kamusal mekânların çocuk, yaşlı, engelli tüm kullanıcıları kapsayan herkes için ulaşılabilir ve evrensel tasarım kriterlerine uygun şekilde tasarlanması her iç mimarın yükümlü olduğu sorumluluklardandır. Evrensel tasarım anlayışında amaç yapılan tasarımlarla, toplumda mümkün olabildiğince fazla kullanıcı kitlesine ulaşabilmektir. Bunun için de evrensel tasarım ilkeleri geliştirilmiştir. Kamu binalarında, ulaşımda, bilgilendirme ve iletişimde karşılaşılan engellerin ortadan kaldırılması, kamusal mekânları niteliksel ve niceliksel olarak geliştirilmesi, tecrit ve bağımlılığı azaltarak yaşlı ve engelli bireylerin eğitim, istihdam ve sosyal yaşama katılımına olanak tanıyacaktır. Yaşlı ve engelli kullanıcıların toplumsal yaşama dahil olarak sosyalleştikleri kamu yapılarından biri de sinema ve tiyatro salonlarıdır. Bu çalışmanın amacı; sinema salonlarının yaşlı ve engelli bireyler açısından ulaşılabilirliği ve kullanılabilirliğini zorlaştıran ve onlara engel teşkil eden sorunları gün ışığına çıkarmak ve bundan sonra tasarlanacak sinema salonlarının evrensel tasarım ilkelerine uygun tasarlanmasında dikkat edilmesi gereken tasarım prensiplerini ortaya koyarak bir farkındalık yaratmaktır. Çalışma kapsamında yapılan alan çalışması Trabzon ili merkezinde iki sinema salonu ve yakın çevresinde gerçekleştirilmiştir. Sinema salonlarının yakın çevreleriyle birlikte erişilebilirliğine değinilmiş ve iç mekanda seyir salonu, kafeterya, tuvaletler, bekleme koridorları vb. mekanlar evrensel tasarım esaslarından; eşitlikçi kullanım, kullanımda esneklik, kolay ve sezgisel kullanım, algılanabilir bilgi, hata için tolerans, düşük fiziksel güç, yaklaşma ve kullanım için hacim ve mesafe parametreleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Yöntem olarak yerinde tespit ve gözlem tekniği kullanılarak elde edilen bulgular kuramsal bilgilerin ışığında irdelenmiştir.
Hatice Kübra Dolap, Osman Tutal
pp. 64–81
Bu çalışmada, 21. yüzyıldaki demografik eğilimlere eşlik eden herkes için tasarım ve sürdürülebilirlik kavramları bağlamında Braun Prize Uluslararası Tasarım Yarışması analiz edilmiştir. Analizler, yarışmada ödül alan ve finale kalan ürün tasarımları üzerinden yapılmış, çeşitli tasarım yaklaşımları arasında güncelliğini koruyan herkes için tasarım ve sürdürülebilirlik kavramlarının birlikteliği ve ilişkileri sorgulanmıştır. Analizlerde kalitatif veri toplama tekniklerinden biri olan doküman inceleme yöntemi ile kavramları oluşturan prensipler ve bu prensiplere eklenen güncel yaklaşımlar ele alınmıştır. Elde edilen bilgiler doğrultusunda sayısal çıktılar elde etmeye ve genelleme yapabilmeye imkan tanıyan kantitatif araştırma yöntemi kullanılarak bir kontrol listesi oluşturulmuş, Braun Prize Uluslararası Tasarım Yarışmasında 2001-2015 yılları arasında ödül alan ve finale kalan ürünler herkes için tasarım ve sürdürülebilirlik kavramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucunda, ürün tasarımı ve ergonomisine yansıyan temel ilkelerin neler olduğu, bu ilkelerin yıllara göre artış ve azalışları ile ürün gruplarına göre kullanım alanları ortaya konmuştur. Sonuç olarak, yaşamının belirli dönemlerinde kısıtlılıklarla karşılaşan kişilerin, özellikle de yaşlı kullanıcıların yaşam kalitelerini etkileyen sürdürülebilir niteliklere sahip ürünler tasarım ilkeleri ve ergonomik açıdan tartışmaya açılmıştır. Anahtar Kelimeler: 1. Ürün tasarımı, 2. Herkes için tasarım, 3. Sürdürülebilirlik, 4. Braun Prize Yarışması, 5. Yaşlılık ve engellilik
Gülüşan Özgün Başıbüyük, Ziynet Çınar, Faruk Ay, Gamze Sönmez
pp. 82–98
İçsel ve dışsal nedenlere bağlı olarak; yaşlı bireyler günlük yaşamlarında bir çok problem ile karşılaşmaktadırlar. Bunlardan yaşlı bireyleri en çok etkileyen etki; düşme ve ona bağlı yaralanmalardır. Düşme ve ona bağlı yaralanmaların tedavisinde sıklıkla medikal aparatlara başvurulmaktadır. Ancak; bu medikal aparatların kullanımı sırasında farklı sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Bu yaşanan sıkıntıların en aza indirgenmesi ve uyum gücünü arttırılmasında yaşlı bireyin değişen antropometrik özelliklerinin belirlenmesi önem kazanmaktadır. Antropometrik özelliklerin ortaya konmasıyla, bu yaş grubuna yönelik üretilecek olan aparatlarla ile tedavi süreçlerinin sağlıklı devam etmesi sağlanacak ve yaşlının uyum gücünü arttırılmış olacaktır. Bu önem ile; 115M548 Nolu TÜBİTAK destekli “Anadolu Yaşlılarının Antropometrik Boyutları” adlı projenin ilk döneminde İç Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz Bölgeleri’nde toplam 989 bireyden antropometrik veri, demografik ve düşme durumları hakkında bilgiler toplanmıştır. Bu çalışma kapsamında projeden medikal aparat tasarımlarında kullanılması muhtemel olan 19 ölçü seçilmiş ve yüzdelik değerleri hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına bakıldığında; demografik bilgilerden eğitim durumu, gelir düzeyi ve meslek durumunda cinsiyet farklılıklarının belirgin olduğu ve bunun istatiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre; erkeklerin eğitim düzeyinin, gelir düzeyinin ve meslek sahibi olma oranının kadınlardan daha yüksek olduğu görülmektedir ( p <0.05) . Bireylerin düşme durumlarına gelindiğinde ise; bireylerin yaşları ilerledikçe düşme korkularının arttığı ve düşme oranlarının da artış gösterdiği görülmektedir. Bunun yanında bireylerin düştükleri yer (konut ve ya çevre) ile yaş grupları arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu saptanmıştır ( p <0.05) .