Pınar Erman, Güler Balcı Alparslan
Research Articlepp. 1–13DOI 10.46414/yasad.1569499
Amaç: Bu çalışmanın amacı Kocaeli Huzurevi’nde yaşayan yaşlılarda kırılganlık düzeyi ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Yöntem ve Gereçler: Bu çalışma kesitsel nitelikte olup Kocaeli Huzurevi’nde kalan yaklaşık 90 yaşlı bireyden 75’i ile 1 Mart 2022- 1 Eylül 2022 tarihleri arasında herkese açık olan oturma salonunda gün içerisinde yaşlıların uygun olduğu zaman diliminde yapıldı. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 76.60∓8.04, %52’sinin erkek,%50,7’sinin evli, %41,3’ünün ilköğretim mezunudur. Katılımcıların %45,3’ünün kendini çok yaşlı hissettiği, %53,3’ünün şiddetli kırılgan ve kadınların kırılganlık puanının (ort=11.55) erkeklerden (ort=8.53) daha yüksek olduğu (p=0.001), kendini çok yaşlı olarak algılayanların Edmonton Kırılganlık Ölçeği puan ortalamasının (ort=12.38) kendini yaşlı algılayanlardan (ort=8.69) ve orta yaşlı algılayanlardan (ort=6.46) daha yüksek olduğu (p=0.001) görülmüştür. Katılımcıların %100’ünün kötü uyku kalitesine sahiptir. Kronik hastalığı olanların Pittsburg Uyku Kalite İndeksi ortalamasının (ort=13.28), olmayanların ortalamasından (ort=11.5) daha yüksek olduğu (p=0.001), günde ortalama 3-4 saat uyuyanların uyku kalitesi puan ortalamasının (ort=10.70) olduğu, ortalama 4-6 saat uyuyanların ortalama puanının (ort=10.13) olduğu (p=0.004) tespit edilmiştir. Sonuç: Pittsburg Uyku Kalite İndeksi ile Edmonton Kırılganlık Ölçeği arasındaki ilişkisi incelendiğinde; aralarında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p=0.797>0.05).
Türkan Akyol Güner
Research Articlepp. 14–24DOI 10.46414/yasad.1701553
Bu çalışmanın amacı, yaşlı bireylerde akılcı ilaç kullanımı, farkındalığı ve ilaç tedavisine uyum öz-yeterliğini artırmaya yönelik uygulanan girişimlerin etkilerini değerlendirmektir. Çalışma, dâhil edilme kriterlerini karşılayan 68 yaşlı birey ile yürütülmüştür. Girişim grubunun %55,9’u ve kontrol grubunun %58,9’u erkektir. Müdahale grubunun yaş ortalaması 70,32±5,60, kontrol grubunun yaş ortalaması ise 71,20±5,41 olarak bulunmuştur. Girişim grubundaki yaşlı bireylere uygulanan girişimlerin ardından, Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği (AİKÖ), Akılcı İlaç Kullanımı Farkındalık Ölçeği (AİKFÖ), İlaç Tedavisine Uyum Öz-Etkililik Ölçeği - Kısa Formu (MASES-SF) ve WHO (5) İyi Oluş Ölçeği puan ortalamalarının, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Akılcı ilaç kullanımı, farkındalık ve ilaç tedavisine uyum öz-yeterliğini artırmaya yönelik girişimlerin; yaşlı bireylerin bilgi düzeyi, tedaviye uyumları ve genel iyilik halleri üzerinde olumlu etkileri olmuştur.
Gamze Yeğin, Songül Karadağ
Research Articlepp. 25–34DOI 10.46414/yasad.1703288
Bu araştırma; hemşirelerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. planlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 8 hemşire oluşturmuş ve odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmada örneklem seçim kriterlerine gidilmemiş olup çalışmaya katılmayı kabul eden ve çalışmanın yapıldığı tarihler arasında izinli, raporlu olmayan hemşireler araştırmaya dahil edilmiştir. Görüşmeler katılımcıların izinleri dâhilinde ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmış ve yazılı olarak kaydedilmiştir. Odak grup görüşmesi ortalama 60 dk uzunluğundadır. Verilerin toplanmasında, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Hemşire tanıtım formu hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durumu, eğitim durumu, gelir durumu, çalışma yılı, çalışılan birim, çalışma şekli ve çalışma süresine ilişkin bilgileri içermektedir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda hemşirelere yedi adet açık uçlu görüşme sorusu yöneltilmiş, veri analizinde, tematik analiz kullanılmıştır. Araştırmaya 8 hemşire katılmıştır. Katılan hemşirelerin 8’i de kadındır. Hemşirelerin yaşları 23-36 arasında olup çalışma süreleri 2-10 yıl arasında değişmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular “Yaşlılık Algıları”, “Yaşlı Ayrımcılığına İlişkin Düşünceler” ve “Yaşlı Hastalara Yönelik Bakım Algıları” olmak üzere üç ana tema altında gruplandırılmıştır. Bulgular kısmında doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Çalışma sonucunda hemşirelerin yaşlı hastalara yönelik algılarının genel olarak olumlu olduğu ve çoğunun yaşa dayalı ayrımcı tutum sergilemediği saptanmıştır. Hemşirelerin yaşlı hastalara daha iyi bakım verebilmeleri için hizmet içi eğitimlerin verilmesi önem taşımaktadır. Bu nedenle yaşlı hastaların mevcut ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümünde sağlık hizmetleriyle ilgili karar vericilerin ve yetkililerin iyi planlama yapması ve uygun politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.
Meryem Tekin Epik
Review Articlepp. 35–48DOI 10.46414/yasad.1651837
Bu çalışma emeklilik döneminde yaşam kalitesini etkileyen sağlık, sosyal ve ekonomik faktörleri bütüncül bir yaklaşımla incelemektedir. Sağlık açısından, emeklilikle birlikte fiziksel aktivitenin azalması ve kronik hastalık riskinin artması önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Ancak aktif yaşam tarzı, dengeli beslenme ve sosyal etkileşimler, bireylerin sağlığını korumada ve geliştirmede önemli bir rol oynamaktadır. Sosyal boyutta, emeklilik mesleki ilişkilerinin zayıflamasına yol açsa da bireylere aile ve toplumsal bağları güçlendirme fırsatı sunmaktadır. Ekonomik açıdan ise emekli maaşlarının yeterliliği ve alternatif gelir kaynakları, bireylerin finansal bağımsızlıklarını sürdürmeleri ve sosyal yaşama katılımları açısından kritik bir öneme sahiptir. Uzayan yaşam süresi ve değişen işgücü piyasası dinamikleri bağlamında, köprü işgücü ve alternatif gelir kaynakları, emeklilik sonrası finansal güvenliğin temel unsurları haline gelmiştir. Ayrıca yaşlanan nüfusun artışıyla birlikte uzun dönem bakım hizmetlerine olan talep yükselmekte ve bu durum ekonomik sürdürülebilirlik açısından büyük bir yük oluşturmaktadır. Bu nedenle birçok ülke toplum temelli bakım modellerine yönelerek bu hizmetleri daha erişilebilir ve maliyet açısından sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflemektedir. Başarılı bir emeklilik dönemi için sağlık hizmetlerine erişimin arttırılması, sosyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir finansman modellerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Emekliliğin iyi yönetilmesi bireylerin yaşlılık döneminde daha sağlıklı, mutlu ve üretken bir yaşam sürmelerini sağlayacaktır.