İlknur Çetinkaya, Ali Fuat Ersoy
Research Articlepp. 71–78DOI 10.46414/yasad.1493308
Yaşlılık, yaşam süresinin ileri dönemlerini ve bireylerin bu dönemde geçirdiği değişimleri tanımlayan bir kavramdır. Çevresiyle birlikte değişen ve dönüşen bireyin yaşı ilerledikçe, yaşamında bazı sosyal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sürecinde büyük dezavantajlar yaşayan yaşlılar sağlık, barınma, bakım ve istihdam gibi sorunların yanı sıra psikolojik sorunlarla da karşı karşıya kalmaktadır. Karşılaşılan bu sorunlarla baş etme konusunda da aile ve sosyal çevrenin desteği önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı ise ailesinde yaşlı yetişkin olan bireylerin yaşlılığa, yaşlı bireye, kurum bakımına ve yerinde yaşlanma kavramlarına dair düşüncelerini incelemektir. Çalışma nitel araştırma deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 18 yaşından büyük ve ailesinde yaşlı yetişkin bulunan bireylerden oluşmaktadır. Bu kapsamda ailesinde yaşlı yetişkin bulunan 6’sı erkek 5’i kadın olmak üzere 11 katılımcıyla görüşülmüştür. Veri toplamak için yarı-yapılandırılmış bir görüşme formu tasarlanmış, katılımcılarla yapılan görüşmeler bu formdan yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Toplanan verilerin analiz edilmesinin ardından yaşlılığa karşı tutum, ailedeki yaşlının ifade ettiği anlam, kurum bakımına ilişkin bilgi durumu ve bakım verme ile ilgili görüşler olmak üzere dört tema ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın sonucunda; katılımcıların yaşlılığa dair duygu, düşünce ve tutumları, yerinde yaşlanma ve kurum bakımına dair ne kadar bilgi sahibi oldukları tartışılmıştır. Çalışmanın, ülkemizdeki yaşlı kurum ve kuruluş hizmetlerine olan algının geliştirilmesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Rukuye Aylaz, Nuri Yıldırım, Fidan Balkaya
Research Articlepp. 79–87DOI 10.46414/yasad.1457151
Dünya üzerinde yaşam süresinin uzaması ve cinsiyet, yaş gibi demografik değişkenler yaşlılarda depresyon sıklığını artırabilmektedir. Bu çalışma Şırnak’ın Uludere ilçesinde yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin depresyon düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Şırnak’ın Uludere ilçesinde, tanımlayıcı türde yapılan bu çalışmada evreni bilinen örneklem hesaplama formülü kullanılmıştır. Bu nedenle araştırma, Temmuz–Eylül 2017 tarihleri arasında Türkiye’nin bir ilçesinde yaşayan 65 yaş ve üzeri 333 birey ile tamamlanmıştır. Çalışma verilerini toplamak için “Kişisel Bilgi Formu” ve “Geriatri Depresyon Ölçeği” kullanılmıştır. Analizlerinde ise tanımlayıcı istatistik, bağımsız gruplarda t testi, Kruskal-Wallis ve Varyans analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Katılımcıların %73,58’i 65-74 yaş grubu, %60,06’sı erkek, %97,28’i evli ve %34,90’ı ev hanımıdır. Katılımcıların %68,20’inin depresyonda olduğu, %15,60’sının ise depresyon riski taşıdığı belirlenmiştir. Eğitim, yanında yaşadığı kişiler, geçim kaynağı, kronik hastalık durumu ile Geriatri Depresyon Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Çalışmada okur-yazar olmayan, yalnız yaşayan, 65 yaş aylığı ile geçinen ve birden fazla kronik hastalığı olan yaşlıların ortalama depresyon puan ortalamalarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların ölçek puan ortalaması değerlendirildiğinde (17,24±6,13) çoğunluğunun depresyonda olduğu tespit edilmiştir. Depresyon puanı yüksek olan bireylerin hekime yönlendirilmesi, sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi ve yaşlının kapasitesine uygun aktiviteleri yapması için teşvik edilmesi önerilmektedir.
Fadime Toru
Research Articlepp. 88–102DOI 10.46414/yasad.1553615
Artan yaşlı nüfusta giderek artan oranda sağlık problemleri çıkmaya başlamıştır. Yaşlanmayla beraber meydana gelen fiziksel ve ruhsal sorunlar, yeni bakım ve tedavi yöntemi arayışını gündeme getirmiş ve yaşam süresinin artması ile birlikte bireylerde meydana gelebilecek hastalıklarda da artış yaşanmıştır. Hemşirelik literatürü incelendiğinde Alzheimer tanısı alan hastalarda hem fiziksel hem psikolojik sorunların görüldüğü, görülen tüm bu sorunların hastaların ve bakım vericilerin yaşamını önemli ölçüde etkilediği saptanmış olup yapılan çalışmaların daha çok uluslararası düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ülkemizde yaklaşık 600 bin Alzheimer hastası olduğu ve henüz tanı almayan çok sayıda hastanın var olduğu bilinmesine rağmen hemşirelik alanında lisansüstü tezler dışında kullanıldığı çalışma sayısı çok azdır. Bu nedenle bu sistematik derlemenin amacı Türkiye’de hemşirelik alanında yapılan lisansüstü tezlerde Alzheimer hastaları ile yapılan çalışmaların incelenmesi ve sonuçlarının ortaya konulmasıdır. Araştırmada Alzheimer hastaları ile ilgili hemşirelik alanında yapılan lisansüstü tezlerin çeşidi, yayın yılı, amacı, örneklemi, sayısı, yayınlanma durumları, yöntem ve sonuçları incelenmiştir. Çalışma 15.07.2023-08.06.2024 tarihleri arasında YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından “Alzheimer, Alzheimer ve bakım vericiler, hemşirelik” anahtar kelimeleri kullanılarak tezler taranmıştır. Veri toplamada araştırmacılar tarafından hazırlanan “tez değerlendirme formu” kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Yapılan arama sonucunda 21 tez bulunmuş olup, bu tezlerden 16'sı yüksek lisans, 5'i ise doktora tezidir. Tezlerin %14’ü 2017 yılında, %38,1’i Hemşirelik Anabilim dalında yapılırken, %61,9’u tanımlayıcı türde yapılmıştır. Tezlerde örneklemi %52,3’ünü Alzheimer hastalarına bakım verici bireyler oluşturmuştur. Hasta ve hastaya bakım veren birey popülasyonuna baktığımızda ise her ikisinde de kadın cinsiyeti fazla sayıdadır. Tezlerin %52,4’ü yayına çevrilmiştir. Tezlerin konu dağılımına bakıldığında %42,8’i bakım veren bireylerin yaşadıkları güçlüklerle (bakım yükü) ilgili olduğu bulunmuştur. Çalışmada tezlerin %76,2’si yüksek lisans tezi olarak yapılmıştır. Tezlerin %61,9’unun tanımlayıcı tipte yapıldığı görülmekte olup, %52,4’ünün de makale olarak yayınlanmadığı belirlenmiştir. Alzheimer tanısı alan hastalarla ve bakım veren bireylerle yapılan çalışmaların arttırılması, randomize kontrollü çalışmaların yapılması, lisansüstü eğitim kalitesinin arttırılması ve sayıca az olan doktora tez çalışmalarının arttırılması önerilmektedir.
Hatice Oğuz Özgür
Review Articlepp. 103–113DOI 10.46414/yasad.1401419
Gündelik yaşamın çeşitli alanlarında birtakım ihtiyaçları gidermek amacıyla yaygın biçimde kullanı-lan dijital teknolojiler hemen her yaş grubu için farklı ve önemli işlevlere sahiptir. Bu çalışmada yaşlı bireylerin dijital teknolojileri kullanım durumları, hangi dijital teknolojileri ne amaçla sıklıkla kullandıkları üzerinden açıklanırken; bu teknolojileri kullanımları sürecinde deneyimledikleri şiddet eylemlerine açıklık getirilmeye çalışılmaktadır. Bu amaç çerçevesinde sistematik biçimde literatür taraması yapılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) da son yıllarda düzenli ola-rak yayımladığı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması verilerinden de yararlanıla-rak mukayese yapabilmek amacıyla özellikle 2011 yılı ve sonrasındaki çalışmalardan yaşlıların dijital teknolojileri kullanımlarını ve dijital şiddet deneyimlerini konu alan araştırmalar incelenmiş-tir. Yaşlıların dijital teknolojileri, özellikle de interneti kullanımlarına dair araştırmaların son yıl-larda artmış olduğu görülmektedir. Bunlara göre yaşlıların dijital teknolojileri kullanımları her geçen yıl artmaktadır. Özellikle TÜİK’in ilgili istatistiklerinde de bu durum gözlemlenebilmektedir. Yaşlıların dijital teknolojileri kullanım amaçları genellikle aile üyeleri, arkadaşlar veya akrabalar ile iletişim kurma, sosyalleşme, bilgi edinme, resmi işlemleri (hastane randevusu alma, fatura ödeme vs.) yapma gibi ihtiyaçları gidermeyi karşılamaktadır. Bu amaçları gerçekleştirirken de son yıllarda akıllı cep telefonları, bilgisayarlar gibi internet kullanımlarına da olanak sağlayan araçları tercih etmektedirler. Bu bulgulara ek olarak, ilgili araştırmalarda, yaşlı bireylerin dijital teknolojileri kullanım yoğunluklarının artmasıyla dijital ortamda istenmeyen bazı eylemleri de deneyimledikleri açıklanmaktadır. Bu olumsuz deneyimler çalışmada ‘gri dijital şiddet’ olarak betimlenmiştir. Dijital teknolojileri kötü niyetle kullananlar tarafından, yaşlılar zaman zaman kandırma, dolandırıcılık, hakaret, aşağılama gibi eylemlere maruz bırakılmaktadır. Benzer bulguları açıklayan araştırmalar göstermektedir ki günümüzün önemli sorunlarından biri olarak nitelendirilen dijital şiddet, yalnız-ca gençlerin değil yaşlıların da dijital güvenliğini tehdit etmektedir.