Skip to content
Text size normal
Türkçe sürüme geç

Elderly Issues Research Journal · 2024

Volume 17, Issue 1

6 articles in this issue.

Journal Archive

Aktif Yaşlanma Konusunda Bibliyometrik Bir Analiz: Mevcut Durum ve Eğilimler

Hüseyin Koçak, Muhammet Keskin, Ayşe Canatan

Research Articlepp. 1–20DOI 10.46414/yasad.1435500

Son yıllarda aktif yaşlanma konusunda yapılan araştırmalarda hızlı bir artış görülmektedir. Ancak bilimsel anlamda bu konudaki çalışmaların önemli etkilerinin vurgulanması ve literatür-deki öncelikli çalışmaların modern görsel ve bilimsel haritalama teknikleriyle öne çıkarılması için yeterince çaba sarf edilmediği anlaşılmaktadır. Bu çalışma, aktif yaşlanma üzerine yapılan mevcut araştırmaları inceleyerek gelecekteki öncelikli araştırma konularını ve potansiyel iş birliği alanlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Web of Science veri tabanında “acti-ve ageing” ve “active aging” anahtar kelimeleriyle yapılan literatür taramasının sonuçlarını VOS-viewer kullanarak bibliyometrik bir analize tabi tutmaktadır. VOSviewer, birçok disiplinde istatistiksel analiz ve görsel temsil için yaygın olarak kullanılan güncel bir araçtır. Aktif yaşlanma konusuyla ilgili yayın türleri, yazarlar, ülkeler, kuruluşlar, anahtar kelimeler ve çeşitli bilimsel ilişkiler çalışmanın analiz birimini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, aktif yaşlanma kavramıyla ilgili 2322 çalışmanın analizi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların yayın türlerinin dağılımında makaleler (n=1584), bildiriler (n=351) ve özetler (n=178) önemli bir yer tutmaktadır. Çalış-maların yıllara göre dağılımı incelendiğinde, 2022 yılında (n=256), 2021 yılında (n=253) ve 2023 yılında ise (n=208) bilimsel çalışma yapıldığı belirlenmiştir. Andrea Principi (n=20), Taina Rantanen (n=19), Erja Portegij (n=17) ve Alan Walker (n=16) en fazla çalışması bulunan yazarlardır. Yayınlarda aktif yaşlanma kavramının vurgulandığı ve sıkça birlikte kullanılan anahtar kelimelerin “active ageing”, “active aging”, “quality life”, “physical activity”, “healthy aging” ve “well-being” olduğu görülmüştür.

Emekli Subayların Emeklilik ve Yaşlılık Dönemine İlişkin Algıları

Sadullah Hayri Durmaz, Ayşe Canatan

Research Articlepp. 21–32DOI 10.46414/yasad.1404231

Yaşlanma, dünyaya gelen her canlının birbirinden farklıda olsa yaşamak zorunda olduğu doğumla başlayan, ölümle son bulan bir süreçtir. Süreçteki önemli dönüm noktalarından birisi de, süreç boyunca sosyal, psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarını giderebilmek için çalışan bireylerin hukuksal olarak çerçevesi belirlenmiş kurallar kapsamında belirli bir yaşta çalışma yaşamının dışına çıkma-sı ve geçmiş hizmetleri karşılığında çalışmaksızın belirli bir gelire hak kazanması durumu, yani emekliliktir. Bu çalışma da iş hayatını sonlandıran Kara Kuvvetleri Komutanlığına mensup subay-ların ekonomik, sosyal ve sağlık durumlarındaki farklılıklar dâhilinde emeklilik ve yaşlılık algıları ile yaşlanma süreci üzerindeki emekliliğin sosyolojik etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalış-maya Türk Silahlı Kuvvetleri Kara Kuvvetleri Komutanlığından emekli olmuş 280 kişi katılım sağlamıştır. Veriler kapalı ve açık uçlu sorular kullanılarak oluşturulan anket formunun web ta-banlı ve yüz yüze yapılan çalışmalar sonucunda yazılı olarak elde edilmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı çalışmada “betimleyici analiz yüzde tablosu” ve “kodlama” yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma soncunda, emekliliğin kişilerin yaşamında önemli bir dönüm noktası olduğu, emekliliğin yasaların izin verdiği sınırlar dahilinde kişisel bir karar olduğu, sosyal çevre ve sosyal ilişkiler emeklilikle birlikte değişse de emekliliğin yalnızlaşma olmadığı değerlendirilmiştir. Emeklilik ve yaşlılık kavramları birçok noktada kesişmektedir. Türkiye’ de erken yaşlarda emekliliğin halen mümkün olması uzayan insan yaşamıyla birlikte, genç emeklilere yeni kapılar açabileceği ve emek-liliğin yaşlanma anlamında topluma yaşlılığı çağrıştırsa da emekli bireyler açısından bu algı kabul edilmediği görülmüştür.

Menopozlu Kadınlarda Deprem Sonrası Genital Hijyen, Yaşam Kalitesi ve Üriner İnkontinans Farkındalığının İncelenmesi

Gokce Yagmur Gunes Gencer, İpek Göktaş, Büşra Yıldırım Uz

Research Articlepp. 32–42DOI 10.46414/yasad.1436396

Tanımlayıcı tipteki bu çalışma afet sonrası deprem bölgesinde yaşayan postmenopozal dönemdeki 55 yaş ve üzeri kadınların genital hijyen, yaşam kalitesi ve üriner inkontinans farkındalığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 07.07.2023-20.01.2024 tarihleri arasında, Hatay iline bağlı Arsuz ilçesinde ikamet eden 55 yaş ve üzeri menopoza girmiş, dahil edilme kriterlerine uyan kadınlar ile gerçekleştirildi. Çalışmada katılımcıların değerlendirilmesinde sosyodemografik veri formu, Üriner İnkontinans Far-kındalık ve Tutum Ölçeği, Utian Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Genital Hijyen Davranışları Ölçeği kullanıldı. Çalışmadaki katılımcıların yaş ortalaması 64,05± 8,04 idi. Katılımcıların %55’i okuma yazma bilmiyor-du ve %42’si ilkokul mezunuydu. Katılımcılardan %55’i afet öncesi inkontinans tanısı almıştı ve 31 (%9,68) katılımcı afetten sonra inkontinans sıklığının arttığını ifade etti. Çalışmada, katılımcıların yaşam kalitelerinin afet nedeniyle daha düşük düzeyde olduğu (X̄±SS=64,41±10,06), üriner inkonti-nansın bir sağlık problemi olarak farkında oldukları (X̄±SS=35,76±4,10) ve inkontinansa bağlı idrar kaçırma korkusu yaşadıkları (X̄±SS=10,76±2,95) bulundu. Ayrıca üriner inkontinans farkındalık değerlendirmesinde katılımcıların bir sağlık problemi olarak algıladıkları üriner inkontinans konusun-da sağlık motivasyonlarının yüksek olduğu gösterilmiştir. Ancak, bazı katılımcılar deprem sonrası üriner inkontinanslarında artış yaşadıklarını belirtmiştir. Bu durum özellikle, deprem sonrası yaşam koşullarının hijyen uygulamalarını olumsuz etkileyebileceği ve sağlık sorunlarına neden olarak bireyle-rin yaşam kalitesini düşürebileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle afet durumlarında kadınların yaşadığı hijyen ve sağlık sorunlarının dikkate alınması gerekmektedir.

Astım ve KOAH Tanıs Almış Olan Yaşlı Bireylerin Hastalık Hakkındaki Görüşleri

Büşra Balkay, Seleme Ceylan, Gülay Günay

Research Articlepp. 43–53DOI 10.46414/yasad.1443576

Amaç: Yaşadığımız çağda insanoğlu tarihsel olarak hiç olmadığı kadar uzun bir yaşam sürecine sahip olmuştur. Beklenen yaşam süresinin uzaması aynı zamanda farklı hastalıkların ortaya çıkmasına ve kronikleşmesine neden olmuştur. Yaşlı nüfusun artması ile birlikte hastalık yükü de artmıştır. Astım ve KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) ülkemizdeki ölüm nedenleri arasında 3. sırada yer almak-tadır. Bu nedenle bu çalışmada astım ve KOAH tanısı almış olan yaşlı bireylerin hastalığa ilişkin görüşleri ve algıları üzerinde etkili olan sosyo-demografik faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem ve gereç-ler: Çalışmada göğüs hastalıkları kliniğine tedavi için başvuran 60 ve daha yukarı yaş grubunda olan 152 birey çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Demografik bilgi formu ve hastalık algısı ölçeği araştır-ma da veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bireylerin hastalık algıları ile sosyo-demografik değişken-leri arasındaki ilişkinin belirlenmesinde “İlişkisiz Örneklemler T-Testi” ve “Tek Yönlü Varyans Analizi-ANOVA” uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmadan elde edilen bulgulara göre %57,2’sini kadınlar, %42,8’ini erkekler oluşturmakta, yaş ortalaması 65,5 (SS=8,2)’dir. Yaşlıların %64,5’i astım, %28,3’ü KOAH, %7,2’si ise hem astım hem de KOAH hastasıdır. Kronik hastalığın günlük yaşam aktiviteleri üzerinde “zaman zaman etkili” (%44,1) olduğunu belirtenlerin oranı yüksektir. Yaşlı bireylerin hastalıkları üze-rinde kontrollerinin olmadığı, hastalığın uzun süreceğini düşündükleri, hastalığa ilişkin endişelerinin yüksek olduğu ve olumsuz düşündükleri, tedavi ile iyileşemeyeceklerini düşündükleri, yaşamlarının geri kalanını bu hastalıkla geçireceklerini kabullendikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda yaşlı bireylerin hastalık hakkındaki görüşleri üzerinde eğitim düzeyi, çalışma durumu ve kronik hastalık türünün anlamlı farklılık ortaya koyduğu gözlemlenmiştir. Sonuç: Yaşlı bireylerin kronik hastalıklara ilişkin farkındalıklarının arttırılması yaşam kalitesi ve yaşam doyumunun sürdürülmesi açısından oldukça önemlidir. Bu çerçevede astım ve KOAH hastalarının bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar ön plana çıkarılmalıdır.

Yaşlının Güçlenmesinde Refah Devleti Politikalarının Önemi

Cansu Taşcı, Aylin Görgün Baran

Review Articlepp. 54–63DOI 10.46414/yasad.1409798

Yaşlı nüfusunun giderek küresel düzeyde artış göstermesi ve ekonomik krizlerin yaşanması yaşlı yok-sulluğunu artırmakta ve yaşlı refahının düşmesine neden olmaktadır. Devletler tarafından uygun politi-kalar geliştirilemediği için tüm dünyada yaşlı bireyler diğer nüfus gruplarına nazaran birçok haktan yoksun biçimde eşitsiz koşullarda ve yoksulluk içinde yaşamaktadır. Bu durum ülkelerin bu konudaki politikalarını gözden geçirmelerini gerektirmektedir. Bu çalışmada yaşlı refahının tesis edilmesi adına hem bireysel hem de kamusal anlamda yaşlı bireylerin refahının arttırılmasında bir güçlenme politikası geliştirmenin önemine odaklanılmıştır. Çalışmanın konusu yaşlı refahının arttırılmasında refah devleti politikalarının rolü ve öneminin ne olduğunun araştırılmasına ilişkindir. Bu çalışmanın amacı hangi refah politikalarının yaşlı refahının yükseltilmesinde etkili olduğunu tespit etmektir. Çalışma literatür tarama-sına yönelik bir değerlendirmeyi içermektedir. Makalede, yaşlı refahında hangi kriterlerin rol oynadığı, farklı refah devleti rejimlerinin uygulamalarında göreli olarak en başarılı model ve ülkelerin hangisi olduğu, Türkiye’nin hangi refah modeline dahil edildiği sorularının yanıtı aranmıştır. Elde edilen verilere göre 4 ayrı tip refah devleti modellerinde en başarılı modelin “sosyal demokrasi refah devleti” olduğu ve bunun da Kuzey Avrupa ülkelerinin uygulamalarında görüldüğü tespit edilmiştir. Öte yandan Türkiye’nin dağınık ve parçalı olan yaşlı refahı uygulamaları Güney Avrupa Refah Rejimi modeline (GAR Rejimi) denk düştüğü ve uygulamaların büyük ölçüde eşitsizlik ve ayrımcılık içerdiği görülmüştür. Sonuç olarak Türkiye’de yaşlı refahının yükselmesinde neo-liberal politikaları uygulamak yerine Esping-Andersen’in belirttiği sosyal refah devleti modeli uygulamalarına önem verilmesi gerektiği önerilmiştir.

Kırılgan Yaşlı Bireylerde Fiziksel Aktivitenin Önemi

Berker Can, Mert Uysal, Bahriye Baş, Eylem Tütün Yümin

Review Articlepp. 64–70DOI 10.46414/yasad.1412242

Son yıllarda yaşlı birey sayısı tüm dünyada giderek artmaktadır. Bu artışla birlikte, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen ve günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmesine engel olan pek çok faktörde de artış görülmektedir. Bu faktörlerdeki artış, yaşlı bireylerin yaşamlarında yeni sorunların ortaya çkmasına sebebiyet vermektedir. Yaşlanmayla beraber biyolojik, fenotipik ve fonksiyonel olarak birtakım problemler gözlenmektedir. Bu problemler yaşlı bireylerin yaşantılarında oldukça önemli sorunlar ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Doğal yaşlanma sürecine ek olarak, fonksiyonel kapasitenin ve kas kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu bireylerde kırılganlık ve kırılganlık öncesi fenotip sıklıkla eşlik etmekte ve sağlıklı yaşlanma sürecini sekteye uğratmaktadır. Özellikle tabloya kırılganlık tanısının da eklenmesiyle yaşlı bireyler günlük yaşam aktivitelerini sürdürmekte zorlanmakta ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca, bu olumsuzlukların giderilmesi için kırılgan toplumlarda fiziksel aktivite ve egzersiz oldukça önemli bir yere sahiptir. Ancak, yaşlı bireylerin aynı problemleri yaşaması aynı egzersiz programlarının uygulanacağı anlamına gelmemektedir. Yaşlı bireylerin yaşadığı problemlerin semptomları ayrı olarak incelenmelidir. Diğer yandan, yaşanılan probleme ek olarak yaşlı bireylerde kırılganlık gibi başka rahatsızlıklar da görülebilmektedir. Bu nedenle yaşlı bireylerin kırılganlık bakımından kapsamlı olarak değerlendirilerek bireye özgü rehabilitasyon programının oluşturulması önemlidir. Bu çalışmanın amacı, yaşlı kırılgan bireylerde, fiziksel aktivitenin önemini vurgulamak ve sağlıklı yaşlanmayı teşvik etmektir. Sonuç olarak, yaşlı bireylerin kırılganlık fenotipinden doğan sonuçlardan en az etkilenmesi ve belki de kırılganlığın tersine çevrilmesi için fiziksel aktivitenin önemi bu çalışmada vurgulanmıştır.