Skip to content
Text size normal
Türkçe sürüme geç

Elderly Issues Research Journal · 2023

Volume 16, Issue 2

6 articles in this issue.

Journal Archive

Yaşlı Bireylerin Covid 19 Pandemi Sürecinde Sağlıklı Yaşam Farkındalığı

Tuğçe Kaplan Uyan, Sibel Çaynak, İlkay Keser

Research Articlepp. 58–68DOI 10.46414/yasad.1339281

Yaşlı bireyler, pandemide en çok etkilenen ve ölüm oranının yüksek olduğu bireylerdir. Yaşlı bireylerin sağlıklı yaşam davranışları, bu konudaki farkındalıkları ve pandemi sürecindeki bilişsel, ruhsal ve davranışsal değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi önemlidir. Çalışmada, yaşlı bireylerin COVID-19 pandemi sürecinde sağlıklı yaşam farkındalığı düzeylerinin belirlenmesi ve pandemi sürecindeki bilişsel, ruhsal ve davranışsal değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 204 yaşlı birey oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kasım 2021- Kasım 2022 tarihleri arasında, yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler, “Tanımlayıcı Bilgiler Anketi” ve “Sağlıklı Yaşam Farkındalığı Ölçeği (SYFÖ)” kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım gösteren verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup arasındaki fark için bağımsız t testi, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Katılımcıların %57,8’ini sağlığını orta düzeyde algıladıkları, %62,3’ünün COVID-19 pandemisinde sağlık durumunda değişiklik olduğunu ve %51,0’ı bu değişikliği sağlığında kötüleşme olarak ifade etmiştir. Yaşlı bireylerin %82,4’ünün COVID-19 pandemi sürecinde yaşam biçiminde davranış değişikliği yaptığı ve en çok kişisel bakımla ilgili değişiklik yapıldığı (%52,0) belirlenmiştir. Katılımcıların Sağlıklı Yaşam Farkındalık Ölçeği puan ortalaması 50,70±9,91 olup, farkındalık ölçeği ve alt boyutları ile evli olma, üniversite mezunu olma, eş ile yaşama ve sağlık durumunun iyi olması arasında anlamlı bir fark olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Pandemi sürecinde yaşlı bireylerin sağlıklı yaşam farkındalığı geliştirdiği ve bu farkındalığın evli olma, eğitimli olma, yalnız yaşamama ve sağlık durumunun iyi olması ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Sağlıklı yaşam farkındalığının düşük olduğu belirlenen yalnız yaşayan, eğitim düzeyi düşük olan bireylere yönelik sağlıklı yaşam farkındalığı konusunda eğitim verilmesi, yaşlı bireylerin bakım ve tedavisinde rol oynayan sağlık profesyonellerinin bu değişkenleri bilerek müdahalelerini planlaması önerilmektedir.

60+Tazelenme Üniversitesi Öğrencilerinin Afet Bilinci Algı Düzeyleri

Ferda Alper Ay, Ziynet Bahadır, Barış Kılıç, Faruk Ay, Gülüşan Özgün Başıbüyük

Research Articlepp. 69–77DOI 10.46414/yasad.1384942

Bu çalışmanın amacı, Akdeniz Üniversitesi bünyesinde 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinin afet bilinci algısı düzeylerinin belirlenmesi ve sosyodemografik özelliklere göre afet bilinci algı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Türkiye’de Akdeniz Üniversitesi bünyesinde 60+ Tazelenme Üniversitesinde (6 Şubat 2023 depremlerinden sonra) 15.05 – 15.06.2023 tarihleri arasında eğitim gören 265 kişi oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Afet Bilinci Algı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS.23 istatistik paket programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların afet bilinci algı düzeyleri genel olarak “yüksek”, afet sonrası bilinç algı düzeylerinin “orta” düzeyde olduğu saptanmıştır. Cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve afet eğitimi değişkenleri ile katılımcıların afet bilinci algı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Afet öncesi bilinç ve yanlış afet bilinci düzeyleri afet eğitimi almayanlarda daha yüksek iken; afet sonrası bilinç düzeyleri ise afet eğitimi alanlarda daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak afet eğitimlerinin artırılarak daha yaygın ve kapsamlı şekilde verilmesi, eğitimlerin toplumun her kesimine ulaşması ve farklı yaş grupları, meslek grupları ve sosyoekonomik düzeyler göz önünde bulundurularak çeşitlendirilmesi ve sürekliliğinin sağlanması önem taşımaktadır. Afetlerin etkilerini en aza indirgemek ve doğru bilgiye dayalı hazırlıklar yapmak açısından afet eğitimlerinde afet öncesi bilinç ve yanlış afet bilinci konularına daha fazla yer vermeleri önerilebilir.

Yaşlısına Bakım Veren Aile Bireylerinin Karşılaştıkları Sorunlar

Sevda Özütürker, Mehmet Özütürker

Research Articlepp. 78–86DOI 10.46414/yasad.1395502

Bilim ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak yaşam koşullarının iyileşmesi, modern tıbbın ilerlemesi, etkin ve yaygın sağlık hizmetleri ile birlikte ortalama yaşam beklentisi yükselmekte ve nüfus giderek yaşlanmaktadır. Yaşlanan nüfus içerisinde kronik hastalıkların artması, fiziksel kısıtlılıkların yaşanması gibi nedenler bakıma muhtaç kişilerin sayısını arttırmaktadır. Nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak toplumlarda bakım problemleri ortaya çıkmaktadır. Yaşlanan toplumlarda karşılaşılan en önemli problemlerden biri de bakım problemidir. Çalışmanın amacı, yaşlı bakımını üstlenmiş yaşlı yakınlarının, bakım sırasında karşılaştığı psikolojik, sosyal ve ekonomik zorlukları tespit etmek, bakım veren aile üyesinin bu zorluklara nasıl yaklaştığını anlamak ve bu zorlukların nedenlerini ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi uygulanmış ve daha önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bakıma muhtaç 10 yaşlı bireyin yakınları ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada, içinde bulunduğumuz çağın özellikleri neticesinde küreselleşme, endüstrileşme, kırdan kente göç, değişen aile yapısı, kadının eğitim seviyesinin yükselmesi ve çalışma hayatında yer bulması gibi faktörler etrafında bakımın yaşlı yakınlarına yük olarak yansıdığı tespit edilmiştir. Bakım yükünü üstlenmiş yaşlı yakınlarının yaşı, cinsiyeti, bir hastalığının olup olmaması, yaşlıya olan yakınlığı, ekonomik destek ve sosyal destek alıp almadığı gibi faktörler karşılaşılan sorunlara nasıl yaklaşıldığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma bulgularına göre; yaşlı bakımını üstlenmiş, birtakım sağlık sorunları olan, ekonomik ve sosyal destek almayan kadınların daha çok sorun yaşadığı tespit edilmiştir. Bakım veren kadınlar tükenmişlik ve çaresizlik duyguları içinde olduklarını, kendisine ve ailesine yetemediklerini, eşleri ve çocukları ile sorun yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Sonuç olarak bu sorunların ortadan kaldırılması için yaşlı bakımını üstlenen aile bireylerine psiko-sosyal destek sağlanması noktasında yerel ve ulusal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.

Evde Hasta Bakım Öğrencilerinin Yaşlı Tanımına İlişkin Metaforik Algıları

Ertuğrul Sarı, Esra Bekircan, Neşe İşcan Ayyıldız, Abdullah Usta

Research Articlepp. 87–93DOI 10.46414/yasad.1385616

Bu araştırmada evde hasta bakım programında okuyan öğrencilerin yaşlılık kavramına bakış açılarının metafor analizi ile araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ile olgu bilim deseni kullanılmıştır. Bu çalışmanın örneklem grubunu Türkiye’de bir devlet üniversitesinin evde hasta bakım programında eğitimine devam eden 70 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerden “yaşlılık … gibidir, çünkü …” cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Toplanan verilerin analizi sonucunda 21 metafor ve bu metaforların ortak özelliklerine göre gruplandırılmasıyla oluşan 3 tema ortaya çıkmıştır. Yapılan içerik analizi sonrasında bakıma muhtaçlık teması altında; merhamet, muhtaçlık, yalnızlık, sevgi ve empati metaforları yer almaktadır. Işığın kaynağı teması altında; bilge kişi, bilginin kaynağı ve olgunlaşma metaforları bulunmaktadır. Yolun sonu teması altında; ölüm umutsuzluk ve pişmanlık gibi metaforlar yer almaktadır. Sonuç olarak, çalışmada yer alan evde hasta bakım öğrencilerinin yaşlılığa yönelik oldukça olumlu kavramlara sahip oldukları ancak çaresizlik, güçsüzlük gibi bazı olumsuz bakış açılarına da sahip oldukları görülmüştür.

Yaşlanmada Zihin Kuramı’nın Klinik Durumlarda Gözden Geçirilmesi

Ayten Ekinci

Review Articlepp. 94–103DOI 10.46414/yasad.1329891

Yaşlı yetişkinlerin aktif sosyal yaşamı sürdürmesine imkan veren mekanizmalar, ileri yaşlara kadar sağlığı ve iyi oluşu teşvik etmek için umut verici bir yol olarak görülmektedir. Zihin Kuramı (ZK) etkili ve uyumlu sosyal işleyişin devamı için en önemli sosyal bilişsel becerilerden biridir. Sağlıklı yaşlanmada ZK’deki değişiklikler aydınlatılırken araştırmaların patolojik yaşlanma ile ortaya çıkan değişiklikleri de değerlendirmesi ve ulaşılan sonuçların göz önünde bulundurulmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır. ZK işlevselliğini analiz eden araştırmaların anlaşılması, klinik durumlarda sık görülen bir bulgu olan bu bozulmaların hastaların yaşam kalitesini kötüleştirdiği ve sosyal izolasyonunu artırabilecek risk oluşturduğu için önemlidir. Yaşlı yetişkinlerde çoğu klinik durumun temel bir özelliğini temsil eden bozulmuş ZK çeşitli nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda tanımlanmış, en kapsamlı araştırmalar demans ve şizofreni için yapılmıştır. Diğerlerinin davranışlarını anlamlandırma ve sosyal olarak uygun eylemleri planlama becerisinde etkili süreçlerin rolüne aracılık eden mekanizmalar vardır. Bu derleme çalışmasında, farklı mekanizmalar temelinde yaşlı yetişkinlerde nörodejeneratif ve psikiyatrik hastalıklarla ilişkili derinleşen ZK araştırmaları ele alınmıştır. Konuyla ilgili mevcut durum hala netleşmediği için bu derleme sınırlılıkları keşfetme olanağı sunabilir ve gelecekteki araştırmalar için bir başlangıç noktası olabilir. Ayrıca patolojik olguları saptamaya veya erken evre belirtilerini değerlendirmeye ve ilerleyişi takibe yönelik nöropsikolojik protokollerde ZK işlev ölçeklerinin de yer almasının kilit rolüne dikkat çekerek farkındalığı artırmak amaçlanmıştır.

Demanslı Bireylerde Mekânsal Yönelim ve Yön Bulma: Tasarım İlkeleri ve Yaklaşımlar

Melike Yüksel, Bilge Sayıl Onaran

Review Articlepp. 104–109DOI 10.46414/yasad.1394686

Demans yaşlılığın getirdiği fizyolojik ve psikolojik değişikliklerin yanı sıra bireyin bilişsel kapasitesini de ciddi şekilde etkileyen ilerleyici bir süreçtir. Günlük yaşamı büyük ölçüde etkileyen bu sendrom, kişinin fiziki çevre ile kurduğu ilişkiyi de kısıtlar. Zamanla kişinin mekân içindeki bağımsız hareketini yönetme yeteneğini azaltır. Hafıza kaybı, görsel-mekânsal işlevlerdeki azalma ve mekânın fiziksel özellikleri demanslı bireylerde oryantasyon ve yön kaybına sebep olan başlıca etkenlerdendir. Belirtiler, başta tanıdık olmayan mekânlarda yön kaybı ile başlar ve ileri dönemde kendi evinin odalarını karıştırmaya kadar ilerleyebilir. Ancak, demanslı bireylerin çevreleri ile mümkün olduğunca bağımsız bir şekilde etkileşim kurmaya devam etmeleri kendileri ve bakım verenler için önemlidir. Yaşlılığın getirmiş olduğu fiziksel zorluklar, bilişsel yeteneklerin kısıtlanması ve bunlara bağlı olarak oluşan psikolojik zararlar ile günlük yaşamlarında kısıtlamalar yaşayan demanslı bireyler için hayatlarının geri kalanını mümkün olduğunca bağımsız ve stresten uzak bir şekilde yaşamalarında iç mekân tasarımının önemli bir katkısı olabileceğine dair inanç, bu çalışmanın temel vurgusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, alandaki araştırmalardan edinilen bilgi ile demansa duyarlı yaşam alanlarında yönelim ve yön bulmayı destekleyecek tasarım ilkelerini ve yaklaşımları ele almak ve öneriler sunmaktır. İlk olarak demans ve yaşlılık konularında kavramsal açıklamalara yer verilmiş daha sonra demansın getirdiği değişiklikler ve bunların mekân kullanımına yansıması ele alınmıştır. Makale, demanslı bireylerin yönelim ve yön bulma yeteneklerini destekleyen tasarım kriterlerinin ele alınmasıyla devam etmektedir. Çalışma kapsamında demansa duyarlı mekânlarda yönelim ve yön bulmayı destekleyen kriterler mekânsal organizasyon, mekânsal algı, yönlendirme ve işaret sistemleri olmak üzere üç başlıkta ele alınmıştır.