Berna Köktürk Dalcalı, Arzu Özyürek
Research Articlepp. 1–7
Biyolojik bir süreç olarak yaşlanma, her canlının yaşayabileceği bir durumdur. Yaşlılıkta vücut işlevlerindeki kayıplar nedeniyle, çeşitli güçlükler yaşanması kaçınılmazdır. Toplumdaki özellikle genç bireylerin yaşlılara yönelik tutumları, onların yaşamını kolaylaştırmada önemli bir yere sahiptir. Tutumları etkileyen faktörlerden biri de sahip olunan değerlerdir. Bu nedenle bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin sahip olduğu değerlere göre yaşlılara yönelik tutumları arasındaki farkın incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu, Yaşlı Bakımı bölümünde öğrenim gören ve çalışmaya katılmaya gönüllü 107 önlisans öğrencisi oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Güngör (1998) tarafından geliştirilen Değerler Hiyerarşisi Ölçeği ve Vefikuluçay’ın (2008) geliştirmiş olduğu Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği’nden yararlanmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans dağılımlarıyla Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testleri kullanılmıştır. Sonuç olarak; öğrencilerin temel değer tercihi olarak dini değerleri benimsediği, sosyal değerlere sahip öğrencilerin yaşlıya yönelik en olumlu tutumları sergiledikleri belirlenmiştir.
Velittin Kalınkara, İsmail Sarı
Research Articlepp. 8–19
Teknolojik gelişmeler; kişisel bilgisayarları, oluşturdukları ağ ( network ) sistemleri ile birlikte kullanabilecekleri internet ismi verilen büyük bir dünyanın parçası şekline dönüştürmüşlerdir. Sosyal ağ, bireylerin internet üzerinden iletişim kurabilmelerini, yazılı ve görsel paylaşım yapmalarını sağlamak amacıyla geliştirilen yazılımlardır. Günümüzde Facebook, Twitter, Linkedln, Youtube yaygın olarak kullanılan sosyal ağ sitelerindendir. Bu sosyal ağdan yararlanamayan yaşlı bir ölçüde izole olmakta, günlük yaşamın gerektirdiği pek çok aktiviteyi yapmada ve takip etmede zorlanmaktadır. Bilgisayar kullanarak sosyal ağa erişiminin sağlanması, yaşlı bireyin zihinsel olarak aktif tutulması, beyin fonksiyonlarının süreklileştirilmesi, yaşamla bağının güçlendirilmesi, toplumdan ve toplumsal yaşamdan kopmadan, sosyal ağ aracılığı ile yaşamın içerisinde kendini ifade edebilmesini sağlayacaktır. Denizli kentsel kesimde yapılan bu çalışmada sosyal ağları kullanan 60+ yaş bireylerin ağları kullanma amaçları ile yalnızlık arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma sosyal ağları kullanan en az lise öğrenimi görmüş, 205 birey üzerinde yürütülmüştür. “ Bireylerin sosyal ağ kullanım amaçları ”nı belirlemek için alanyazın taraması ve içerik analizi sonucunda araştırıcılar tarafından 43 maddelik bir taslak oluşturulmuştur. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla veriler üzerinde açımlayıcı faktör analizi uygulanmış, faktör yükü 0.5’in altında olan cümleler model kapsamından çıkartılarak, geriye kalan sorular 3 alt boyutta sınıflandırılmıştır. Yalnızlık durumunu belirlemede ise de Jong Gierveld ve van Tilburg (1999) tarafından geliştirilmiş “ duygusal ” ve “ sosyal yalnızlığı ” ölçen 11 maddelik “ yalnızlık ölçeği ” kullanılmıştır. Geliştirilen sosyal ağların kullanılma amaçları ölçeği ile yalnızlık ölçeği ( duygusal ve sosyal ) bulguları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmada ayrıca sosyal ağ kullanım amaçları ve yalnızlık üzerinde yaş, cinsiyet, eğitim, gelir, en çok kullanılan sosyal ağların etkisi sorgulanmıştır.
Sanem Cetın
Research Articlepp. 20–31
55 Yaş ve Üzeri Bireylerin Emeklilik Algısı ve Emekliliğe Uyum Süreçlerinin İncelenmesi Evolution Of Older Adults (Over 55) Perception Of Retirement And Retirement Adjustment Process ÖZET: Demografik değişimlerin sonucunda yaşlanma fenomeni Türkiye’de de belirgin bir şekilde gözlenebilmektedir. Beklenen yaşam süresinin artması ve doğum oranlarının azalması bu durumu destekler niteliktedir. Modern yaşamın bir çıktısı olan emeklilik ile birlikte bireyler geçmiş dönemlere kıyasla daha fazla olarak, yaşamlarını emekli statüsünde geçirmeye başlamışlardır. Bireylerin bahsedilen emeklilik sürecine hazırlıkları ve emeklilik algıları, emekliliğe uyum sürecini nasıl geçirecekleri üzerinde önemli bir yere sahiptir. Bunun üzerine, kişinin bireysel olarak üstesinden gelmesi gereken emeklilik sürecine geçişinin daha esnek olması ve bir krize dönüşemesini önlemek amacıyla için bir çok ülkede var olan “emekliliğe hazırlık eğitimi/programı” uygulamaları ele alınmıştır. Bu bağlamda, yaşam evresi perspektifi doğrultusunda bireye odaklanarak, bireylerin emekliliğe nasıl hazırlandıklarını, hazırlık stratejileri, hazırlık davranışları, emeklilik algılarının inşaası, emekliliğe uyum sürecini nasıl geçirdiklerini, beyaz yakalı ve mavi yakalı olmanın emeklilik algısı ve emekliliğe uyum süreci üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymak hedeflenmiştir. Bireylerin emeklilikle ilgili sıkça kullandığı bir ifade olan “ sudan çıkmış balığa dönmek” bireylerin emeklilik sürecine hazırlık/plan davranışının geliştirilmediğine dikkat çekmektedir. Bütün bulgular göz ününe aldığında bireysel hazırlık davranışlarının teşvik edilmesi ve bireylerin bu süreçlere hazırlanmasına yardımcı olacak programların, özellikle bir çok perspektifi içerisinde barındıran eğitimlerin kurumsal veya devlet destekli sağlanması ön planda tutulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Emeklilik, Emekliliğe Uyum, Rol Kaybı, Plan Davranışı, Emekliliğe Hazırlık Eğitimi ABSTRACT: Aging phenomenon can also be observed significantly as a result of demographic changes in Turkey. The increase of life expectancy and also decrease in birth rate support demographic changes dramatically. One output of modernization is retirement, compared to the previous life time people who become retired now spend their time more in retirement status. Perception of retirement and preparation to the retirement have an important place in retiremet process. Retirement prepation programs avoid to turn retirement as a crisis and also it provide more flexible transition to retirement process. Life stage perspective focusing on individuals adaptation developmental stages such as retiremet. This research on the aim of how person prepared for own retirement, prepariton strategies and behaviour, construction of retirement perceptions, how person adjusted to retirement with life stage perspection. In this research’s sample include 55 aged and older people groups who has been part of different workers group such as; blue-collar workers and white-collar workers. Attandens of this research used “like a fish out of water” this representation many times for definitation of retirement. İt can shows that, people does not make preparation for their retirement process. All findings are encouraging, the need of suppoting individual preparation for retirement process and also retirement preparation programs. Keywords: Retirement, Retirement Adjustment Process, Loss of role, Retirement Preparation Programs.
Gülcan Karaağaç, Ayla Bayık Temel, Jülide Gülizar Yıldırım
Research Articlepp. 32–41
Amaç: Gençlerin yaşlanma süreci, yaşlılar hakkındaki bilgi ve düşüncelerini araştırmak ve gereksinimleri belirlemektir. Materyal ve yöntem : Tanımlayıcı çalışma, dört farklı fakülteden olasılıksız örnekleme yöntemi ile seçilen 120 öğrenci ile gerçekleştirildi. Bulgular: Gençlerin %25'inin ailesinde ve %76,7'sinin yakın çevresinde yaşlı bulunmaktadır. Gençlerin %48'inin yaşlıyla yaşamak istediği, nedenininse deneyimlerden faydalanması (%50) ve sevmesi (%25) olduğu, buna karşın gençlerin %60'ının yaşlıları huysuz, sıkıcı bulduğu için yaşlılarla yaşamak istemediği bildirilmiştir. %58,4'ü yaşlıyla orta düzeyde anlaşabilmekte ve %35.8’i yaşlıların bakım yükünü orta düzeyde bulmaktadır. %74,2’si kuşak çatışması yaşadığını düşünmekte ve %63,3’ü ana-babasıyla yaşamayı istemektedir. %39,2’si yaşlılık dönemini yaşlının çocukları yanında, %34,2’ünün ise çocuklarına yakın fakat kendi evinde geçirmesi gerektiğini düşünmektedirler. Cinsiyetin ve gençlerin okuduğu okulun türünün doğru ve yanlış mitleri etkilediği saptandı (p<0,05). Gençlerin okuduğu okulun türüyle ana-babasıyla yaşamayı istemeleri arasında anlamlı ilişki vardır (p=0,05). Sonuç: Yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni hizmet modellerinin geliştirilmesi, aile yanında bakım verilen yaşlıya profesyonel hizmet desteği sunulması, danışmanlık ve destek hizmetleri artırılması ve gerekli düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç vardır.
Doç.dr. Seher Ersoy Quadır, Yrd.doç.dr. Mehmet Birinci, Gizem Nalçakar, Nuriye Merve Daşcı, Şeymanur Yavuz
Research Articlepp. 42–51
Bu araştırma, Alzheimer hastasına bakım veren yakınlarının yaşadıkları zorlukları ve yaşam kalitelerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016 yılında İstanbul’da bulunan Şişli Alzheimer Derneğinin Alzheimer hastasına bakım vermekte olan toplam 117 üyesi oluşturmuştur. Evrenden tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 30 kişi araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma bulgularına göre Alzheimer hastası yakınlarının çoğunluğu (% 86.7), Alzheimer hastasına bakımla ilgili bilgiye ihtiyaç duyduğunu ve yine çoğunluğu (% 80.0) ailede Alzheimer hastasından dolayı güçlük yaşadığını bildirmiştir. Hastalıktan dolayı yaşanan zorluklar arasında en çok h astada oluşan davranış değişikliğini yönetmede (% 50.0) ve h astanın öz bakımını sağlamada (% 46.7) zorluk yaşandığı tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşadıkları kişisel zorlukların başında ise psikolojik zorluk (% 60.0) ve sosyal yaşantıda kısıtlılık (% 60.0) gelmiştir. Araştırmada ayrıca Alzheimer hastasına bakım veren yakınlarının eğitim düzeyleri arttıkça bedensel (p<0.05) ve psikolojik (p<0.05) alandaki yaşam kalitelerinin arttığı; gelir düzeyleri arttıkça çevresel alandaki yaşam kalitelerinin arttığı (p<0.01) belirlenmiştir. Evli bakım vericilerin ise sosyal (p<0.05) ve çevresel (p<0.01) alandaki yaşam kalitelerinin düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca bakımda yardımcı bireyin varlığının psikolojik alanda yaşam kalitesini artırdığı (p<0.05) tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda Alzheimer hastasına bakım veren yakınlarının yaşam kalitelerini artırmak ve yaşadıkları zorlukları azaltmak için öneriler sunulmuştur.
Nesrin Kacar
Research Articlepp. 52–59
Çalışmanın amacı, yaşlı tüketicilerin giyime ilişkin estetik tercihlerinde sosyal ve psikolojik durumun davranışa olan etkilerini belirlemektir. Bu amaçla nitel araştırma yöntemi kullanılarak Denizli il merkezinde yaşayan 10 yaşlı kadınla görüşülmüştür. Araştırmada yaşlıların demografik bilgileri, sosyal ve kültürel durumları, yaşanan çevrenin giyinme biçimlerine etkileri, giysilerdeki renk tercihleri ve uyumu, yer ve zamana göre giyinme durumu, sosyal bir ortamda diğerlerinden farklı görünme arzusu, giysi tercihlerinde modanın etkisi, giysi konforunun önemi, giysi estetiği, kalite ve marka konusunda yaşlıların düşünceleri, giysi seçiminde çevre ya da aile bireylerinin fikirleri, giysi alma sıklıkları ve fiyat, giyimin psikolojik etkisi ve katılımcıların giyinme alışkanlıkları konuları ele alınmıştır. Araştırma sonucunda ise yaşlıların büyük çoğunluğu yaşadıkları çevrenin giyinmeleri üzerinde büyük etkisi olduğunu ve bu etkilerin davranışlarına da etki ettiğini; düğüne derneğe, güne gezmeye, yerine göre temiz ve düzgün giyinmeye çalıştıklarını; yaşlıların bir kısmı sosyal bir ortamda diğerlerinden farklı, dikkat çekici, göze batıcı olmak istemediklerini, bakımlı, temiz ve güzel giyinmeyi sevdiklerini, ön plana çıkmaktan ve abartıdan hoşlanmadıklarını, bir kısmı da modayı takip etmediklerini, ama güncel modada kendilerine uygun olan ve yakıştığını hissettikleri her şeyin kendileri için moda olduğunu; giysilerinin pamuklu olmasına dikkat ettiklerini; yarısından çoğu giysilerdeki estetiğin önemli olduğunu, kolay giyilip çıkarılan süslü, şık, estetik açıdan güzel kıyafetleri ve kullanışlı olanları beğendiklerini, giysilerdeki büzgü, pili ve nervürleri çok sevdiklerini; giysilerinin kaliteli olmasının önemli olduğunu, aldıkları giysilerin vücutlarında düzgün durmasını istediklerini; giysi seçerken yakınlarından fikir alsalar da kendilerine yakışanı, beğendiklerini aldıklarını, bazıları da kimseye fikir sormayıp kendilerine yakışanı bildiklerini; giysilerini belli bir sıklıkta değil, ihtiyaç hissettikleri zaman önce beğenip sonra fiyatını sorduklarını ifade etmişlerdir. Elde edilen bulgular doğrultusunda hangi yaşta olunursa olunsun güzel giyinmenin insanları mutlu etmek için önemli bir etmen olduğu görülmektedir.
Necibe Nur Alaydın
Research Articlepp. 60–72
Türkiye nüfusunda her geçen gün yaşlıların sayısında görülen belirgin artışlar ve yaşlıların toplum içindeki oranın giderek yükselmesi, yaşlılık olgusunun ülkemizde çok farklı yönleriyle ele alınmasını ve yaşlılar için çeşitli çözüm mekanizmaları üretmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda yaşlılık konusunu odağına alan akademik çalışmaların yapılması, ele alınan konunun gerek teorik alt yapısının oluşmasında gerekse pratikte ortaya koyduklarıyla önem taşımaktadır. Ayrıca belli dönemler içinde yaşlılık konusunda yapılmış bilimsel çalışmaların değerlendirilmesi, ileride yapılacak çalışmalar için yol gösterici olması sebebiyle önemlidir. Bu çalışmanın amacı da, Türkiye’de yaşlılık konusunda yapılmış lisansüstü tezleri belirli kategorilere göre incelemek ve ortaya çıkan bulguları değerlendirerek gelecekte yapılacak tezler için gündem ajandası oluşturmaktır. Çalışmada ‘’yaşlılık, yaşlanma ve yaşlı’’ anahtar kelimeleri Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) tez veri tabanında ve bazı üniversitelerin kütüphane kataloglarında taranarak tezlere ulaşılmıştır. Araştırmalar sonucunda Eylül 2018 tarihine kadar yapılmış 521 lisansüstü tezi belirlenmiş ve bunlardan 398’i örneklem olarak seçilmiştir. Tezler yıllara, konularına, yöntemine, uzmanlık alanına, kaynakça durumlarına, üniversite ve enstitülere göre kategorilere ayrılmış ve ardından içerik analizine tabi tutulmuştur. Bulgular sonucunda; gerek metodolojik ve teorik anlamda gerekse literatür kısmında tezlerde eksikliklerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tezlerde yaşlılık olgusuna ağırlıklı olarak yaşlı sağlığı çerçevesinden bakıldığı ve Türkiye’nin yaşlılarla ilgili mevcut gündemini yansıtan birçok konunun ihmal edildiği tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, tezler üretildikleri disiplinlere göre değerlendirildiğinde, bazı uzmanlık alanları içinde yaşlılık konusuna ağırlık verildiği, bazı alanların ise bu konuya hala uzak kaldığı görülmüştür.