İçeriğe geç
Yazı boyutu normal
Switch to English

Yaşlı Sorunları Araştırma Dergisi · 2022

Cilt 15, Sayı 2

Bu sayıda 5 makale yer alıyor.

Dergi Arşivi

Pandemi Süreci ve Yaşlılık (Denizli İli Örneği)

Gönül İçli

Araştırma Makalesiss. 44–51DOI 10.46414/yasad.1102373

Covid 19 sağlık alanında ortaya çıkan bir sorun olarak hayatımıza girmesine rağmen sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel sonuçları ile yaşamı küresel ölçütte etkilemiş ve toplumsal hayatın tüm bileşenleri üzerinde yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu süreçte birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de yüksek risk altında görülen, virüsün ölümcül etkisi bakımından kırılgan grup içerisinde bulunan 65 yaş üzeri bireylere yönelik kısıtlamalar getirilmiştir. Yaşlıların sokağa çıkmasını engellemek üzere kamusal düzeyde alınan tedbirler Mart 2020’den itibaren süresiz bir yasaklamaya dönüşürken artık yaşlılar kırılgan grup bireyleri olarak değil, virüs yayan tehlikeli insanlar olarak görülmeye başlanmıştır. Bu süreç sonuçta evlerine kapanan yaşlılar uzun süreli bu kısıtlama sürecinde belki de hayatlarının en yalnız dönemlerini yaşamışlardır. Covid 19 küresel pandemi risk toplumu, bilişim toplumu, gözetim toplumu gibi sosyal, kültürel değişmelerin günlük hayatımızda, görünürlük kazanmasında etkili olmuştur. Bu durum yaşlıların gündelik pratiklerindeki yapabilirlik kapasitesini de büyük ölçüde etkilemiştir. Toplumsal yapıda ortaya çıkan tüm bu değişmeler kısıtlamalar altındaki yaşlı bireyler üzerinde fazladan bir baskı da yaratmıştır. Bu çalışmada yaşlıların toplumsal farklılıkları bağlamında pandemi sürecinden nasıl etkilendikleri üzerinde durulmaktadır. Çalışmada nitel araştırma metoduyla derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcılarımız daha çok orta sosyoekonomik düzeyde yer alan 65-80 yaş arası bireylerdir. Çalışmada, yaşlıların bu dönemde gündelik yaşam deneyimleri içerisinde karşılaştıkları kısıtlamalar, yaşlılığa yönelik ayrımcılık, sosyal ilişkilerindeki farklılaşmalar, yaşadıkları korkular, yasağa tepkileri, yasakları içselleştirmeleri, evde nasıl vakit geçirdikleri, dijital dünya ile ilişkileri üzerinde durulmuştur

65 Yaş ve Üstü Bireylerin Sosyal Dışlanma ile Başarılı Yaşlanma Durumları Arasındaki İlişki

Aykut Aydın, Aylin Aydın Sayılan

Araştırma Makalesiss. 52–56DOI 10.46414/yasad.1184822

Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışmanın amacı, 65 yaş ve üstü bireylerde sosyal dışlanma ile başarılı yaşlanma durumlarının incelenmesidir. Çalışma, Şubat - Nisan 2022 tarihleri arasında bir eğitim ve araştırma hastanesinin genel cerrahi polikliniğine gelen 65 yaş ve üzeri bireylerle gerçekleştirildi. Araştırmada, ilgili tarihlerde dahil edilme kriterlerine uyan tüm yaşlı bireyler araştırmaya dahil edildi. Kriterlere uyan 116 birey çalışma kapsamına alındı. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 71.30±3.82 (min.65, max.80) olup, %65.5’inin evli olduğu, %56’sının kendi evinde oturduğu, %80.2’sinin sosyal güvencesi olduğu ve %88.8’inin devlet yardımı almadığı belirlendi. Bireylerin sosyodemografik özellikleri ile Başarılı Yaşlanma ve Sosyal Dışlanmışlık ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı. Başarılı Yaşlanma ve Sosyal Dışlanmışlık ölçek puanları arasında ise, negatif yönde zayıf düzeyde bir ilişki saptandı. Bu çalışmanın sonucunda, sosyal dışlanmanın ve başarılı yaşlanmanın sosyodemografik özelliklerden etkilenmediği; ancak sosyal dışlanması yüksek olan yaşlılarda başarılı yaşlanmaya ilişkin durumlarının daha düşük olduğu görülmektedir.

Sosyal Yardımların Yaşlı Refahı Üzerindeki Etkisi

Nursel Durmaz Bodur

Araştırma Makalesiss. 57–73DOI 10.46414/yasad.1177824

Yaşlı refahı; bireylerin aktif, sağlıklı ve kendi kendine yetebilen düzeyde nitelikli bir yaşlılık süreci geçirme düzeylerini göstermektedir. Ancak yaşlı refahının çok boyutlu bir kavram olması ölçülebilmesini de güçleştirmektedir. Bu noktada Küresel Yaşlanma İzlem Endeksi (KYİE) yaşlı refahına ilişkin önemli göstergeler içermektedir. Bu göstergeler; gelir güvencesi, sağlık durumu, kapasite/yapabilirlik ve yaşlıların bağımsız bir şekilde işlev görebilmeleri için gerekli olan uygun çevresel koşullardır. Yoksulluk, yaşlı refahını olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörlerden bir tanesidir. Bu çalışma, Türkiye’de sosyal yardımların, yaşlı refahı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Analizler, TÜİK tarafından gerçekleştirilen 2020 yılının Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması mikro veri seti aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada betimsel istatistikler ve göreli yoksulluk hesaplamalarına yer verilmiştir. Çalışmada yaşlı refahı göstergeleri, KYİE temel alınarak oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda sosyal yardımların yaşlı yoksulluğu üzerinde 0,6 puanlık bir iyileştirme sağladığı görülmüştür. Bunun yanında sosyal yardımların yaşlı bireylerin tatile gidebilme, sağlıklı beslenebilme, uygun çevresel koşullara erişebilme durumlarına ve kapasite/yapabilirlik düzeylerine olumlu bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Böylelikle sosyal yardımların, yaşlı bireylerin ekonomik refah düzeyini kısıtlı da olsa arttırdığı, ancak bu durumun genel refah düzeyleri üzerinde olumlu bir etki yaratabilmek için yetersiz kaldığı ortaya çıkmıştır.

Yaşlılarda Ağrı İnançlarının Sosyo-Demografik Özelliklerle İlişkisinin Değerlendirilmesi

Nilüfer Korkmaz Yaylagül, Halil İmancıoğlu

Araştırma Makalesiss. 74–82DOI 10.46414/yasad.1225392

Ağrı, yaşlılığın önemli sorunlarından biri olup yaşam kalitesini etkileyen bir faktördür. Ağrıyı bireyin nasıl deneyimlediği gelir, eğitim, yaş ve cinsiyet gibi demografik değişkenlerin yanı sıra bireyin duygusal durumu ve ağrı deneyimi gibi birçok faktörden etkilenmektedir. Denizli ili Tavas ilçesinde yaşayan 65 yaş ve üstü 100 kişi ile yapılan araştırmada ağrıya ilişkin inançlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Demografik bilgi anketi ve ağrı inançları ölçeği ile elde edilen veriler, PASW Statistics programında değişkenlerin ölçüm düzeyine uygun olarak analiz edilmiştir. Katılımcıların ağrı inançları, organik inançları ve psikolojik inanç ortalamaları sırasıyla 53.59, 33.65, 19,94 olarak bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile “Organik İnançlar” alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kadın katılımcıların (X=34,60) “Organik İnançlar” alt boyut puan ortalaması erkek katılımcıların (X=32,43) “Organik İnançlar” alt boyut puan ortalamasından yüksek olduğu görülmektedir. Cinsiyet değişkeni ile “Ağrı İnançları Ölçeği” arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kadın katılımcıların (X=55,12) “Ağrı İnançları Ölçeği” puan ortalaması erkek katılımcıların (X=51,63) “Ağrı İnançları Ölçeği” puan ortalamasından yüksek olduğu görülmektedir. Yaşamı boyunca ağrı yaşama sıklığı ile “Ağrı İnançları Ölçeği” ve “Psikolojik İnançlar” alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Yaşamı boyunca her zaman ağrı yaşadığını bildiren katılımcıların (X=20,43) “Psikolojik İnançlar” alt boyut puan ortalaması, yaşamı boyunca nadiren ağrı yaşadığını bildiren katılımcıların (X=18,53) “Psikolojik İnançlar” alt boyutu puan ortalamasından yüksek olduğu görülmektedir. Yaşamı boyunca her zaman ağrı yaşadığını bildiren katılımcıların (X=54,48) “Ağrı İnançları Ölçeği” puan ortalamasının, yaşamı boyunca nadiren ağrı yaşadığını bildiren katılımcıların (X=51,03) “Ağrı İnançları Ölçeği” puan ortalamasından yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan bu araştırma genellenebilir nitelikte değildir, ancak yaşlılıkta ağrı konusunda yapılmış sınırlı sayıdaki çalışma nedeniyle literatüre katkı sağlamaktadır. Yapılacak olan çalışmalarda kapsamlı tarama türündeki araştırmaların yanı sıra konunun derinlemesine incelenmesini sağlayacak yorumlayıcı nitel araştırmaların da yapılması önerilmektedir.

Türkiye’de Huzur Evlerinde Yaşayan Yaşlılar: Betimleyici Bir Çalışma

Ziynet Bahadır, Faruk Ay, Gülüşan Özgün Başıbüyük

Araştırma Makalesiss. 83–97DOI 10.46414/yasad.1131354

Bu çalışma Türkiye’deki huzur evlerinde yaşayan yaşlıların (65 yaş ve üzeri) genel profilini çıkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Betimleyici bir çalışma olan bu araştırmanın evreni Türkiye’deki huzurevlerinde yaşayan 65 yaş üzeri yaşlılardır. Veriler Türkiye’de 6 bölgede, 19 ilde, 35 huzur evinde kalan toplam 429 kişi ile 10.10.2016 ve 10.10.2019 tarihleri arasında yüz yüze görüşülerek uygulanan anket tekniğiyle toplanmıştır. Huzur evlerinde kalan yaşlılara sosyo-demografik özelliklere ilişkin 9 soru; yaşamdan beklentileri, yaşamdaki endişeleri, huzur evinde kalmayı isteyip istemedikleri, evde bakım istekleri ve devletten beklentilerine yönelik olarak 5 soru sorulmuştur. Veriler SPSS istatistik programından yararlanılarak frekans ve yüzdeler hesaplanıp analizler yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularında yaşlıların çoğunluğunun (yaş aralığı 65-74) “genç yaşlı” grubunda, ilk okul mezunu (%28,9), erkek (%60), sosyal güvenceye sahip (%81,1) , “dul eşi ölmüş” (% 63,6) olduğu ve katılımcıların en az “1-2” çocuk sahibi oldukları (%38,9) belirlenmiştir. Katılımcıların gelir seviyelerinin yeterli olmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların yaşamdan beklentilerinde ilk sırada “sağlık ve huzur”, ikinci sırada bakıma muhtaç olmamaydı. Katılımcıların yaşamdaki endişeleri sırasıyla bakıma muhtaç olmak, yalnızlık ve ölüm endişesi olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların çoğunluğunun (%78.1) huzurevinde kalmayı istediklerini, bununla birlikte, evde bakım hizmetinden yararlanmak isteyenlerin (%58.5) de az olmadığı belirlenmiştir. Katılımcılar, devletten beklentilerini öncelikli olarak maaş artırımı, sonrasında sırasıyla yaşlı evi ve sosyal konut olarak belirtmişlerdir.