İçeriğe geç
Yazı boyutu normal
Switch to English

Yaşlı Sorunları Araştırma Dergisi · 2021

Cilt 14, Sayı 2

Bu sayıda 6 makale yer alıyor.

Dergi Arşivi

Speech, Language, Voice and Swallowing Problems of Individuals Who Are Over 65 From Three Different Perspectives: 65+ Individuals, Caregivers and Doctors

Özlem Oğuz, Özgenur Özzade

Araştırma Makalesiss. 51–58DOI 10.46414/yasad.847578

Purpose: This research aims to identify the problems which are experienced by individuals who are over 65 years old about language, speech, language, voice and swallowing. It is also intended to determine the opinions of doctors, caregivers about these problems and compare the opinions of these three different groups. Method: The study was conducted with 3 different participant groups; aged 65 and over individuals, doctors and caregivers. Each group had 25 participants, in total 75. The data was obtained through face-to face interviews. Three equivalent interview questions prepared by the researches were used as data collection tool in the study. Descriptive and situational analysis were conducted. Results: The participants who were aged 65 and over stated that they were satisfied with their speech and they did not have a hearing problem that affected their communications. It was also found that they stated that their voices did not change compared to the past. The caregivers stated that the most common problems related to communication attempts were hearing problems and memory impairments. The doctors also gave the same answers. They also stated that people 65 years and older were unable to express themselves effectively from time to time and this situation made the examination process harder for them. Conclusion: The findings showed consistency with the literature findings. Although most of the findings related to 65+ individuals’ opinions were consistent with the literature, there were not with doctors’ and caregivers’. It shows that three groups should have some awareness about the problems which may be experienced during the aging process to detect possible disorders early, make the communication process smooth and have an effective treatment period.

Yerinde Yaşlanma ve Konutlarda Yaşama Mekanlarının Tasarımı

Hande Eyüboğlu, Tülay Zorlu

Araştırma Makalesiss. 59–69DOI 10.46414/yasad.974658

Fiziksel, algısal, zihinsel yeti kayıplarının ortaya çıktığı bir dönem olarak yaşlılık dönemi, yaşam alanını sınırlandığı bir dönemdir. Bu dönemde gündelik yaşamın büyük bölümü konut odaklı hale gelmektedir. Bu durum hem yaşam memnuniyetinde hem de aktif ve kaliteli yaşlanmada yaşlı kullanıcıların konut ve yakın çevre özelliklerinin önemini de ortaya koymaktadır. Yaşlılık sürecindeki yeti kayıpları, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik değişimler yaşlı kullanıcıların gereksinmelerini ve buna bağlı olarak fiziksel çevrelerinden beklentilerini değiştirmektedir. Değişen bu gereksinim ve beklentiler bir anlamda fiziksel çevrenin tasarım prensiplerinin ortaya konmasında yol gösterici olmaktadır. Yaşlılık döneminde alışkın olunan çevrede yaşamak yaşam memnuniyetinde önemli bir faktördür. Bu sebeple yaşlı kullanıcıların başkasına ihtiyaç duymadan, bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri yani yerinde yaşlanabilmelerinde, konutun iç mekan düzenlemesi ve bulunduğu çevrenin yaşlı bireylerin fiziksel özelliklerine, değişen gereksinim ve isteklerine uygun şekilde düzenlenmiş olması büyük önem taşımaktadır. Yerinde yaşlanma için konutun iç mekan düzenlemesinde, tüm mekânlarda olduğu gibi gün içinde en çok vakit geçirilen yerler olarak yaşama mekânlarında da mekan örgütlenmesi ve donatı özellikleri yaşlı kullanıcıların gereksinim ve isteklerine uygun olmalıdır. Bu çalışmanın amacı, konutlardaki yaşama mekanlarının iç mekan düzenlemesine yönelik tasarım prensipleri ve donatı özelliklerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda yaşlı kullanıcıların konutlarındaki yaşama mekanlarında şikayetçi oldukları hususların, ihtiyaç ve beklentilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında 65 yaş ve üzeri yaş grubundan 70 kullanıcı ile önceden alınan randevular ile konutlarında yerinde tespit ve yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS istatistik programında analiz edilerek genel frekans dağılımları hesaplanmıştır. Çalışmada yaşlı kullanıcıların yaşama mekanlarında gerçekleştirdikleri eylemler, memnun ve şikayetçi oldukları hususlar, konuta ilişkin ihtiyaç, istek ve beklentileri belirlenmiş ve ardından bu veriler doğrultusunda iç mekan tasarımına yönelik tasarım/düzenleme önerileri sunulmuştur.

Türkiye’de Yaşlılarda Düşme ve Denge ile İlgili Yapılmış Çalışmaların İncelenmesi

Gokce Yagmur Gunes Gencer, Lutfiye İpek, Duygu Sanem Kara, Fatmanur Uzun, Sebahat Yaprak Çetin

Araştırma Makalesiss. 70–83DOI 10.46414/yasad.1035803

Amaç: Bu çalışmada, ülkemizde yaşlılarda düşme ve denge konusunda yapılan araştırmaları, konu ve yöntem açısından özelliklerini ortaya koymak, çalışmaları tanımlamak ve sistematik olarak incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. TUBİTAK Ulakbim Türk Tıp Dizini ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi (Yöktez) veri tabanlarından “yaşlı” ve “düşme” ve “denge” anahtar kelimeleri taranmıştır. 2000-2020 yılları arasında tamamına erişilebilen ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uygun toplamda 21 araştırma çalışma kapsamına alınmış ve incelenmiştir. Bulgular: İlgili alandaki çalışmaların son yıllarda artış gösterdiği saptanmıştır. Geriatrik bireylerde düşmenin; ilerleyen yaş, denge, fonksiyonel mobilite, alt ekstremite nöromüsküler fonksiyon, yaşam kalitesi, non- spesifik bel ağrısı, kırılganlık ve alt bileşenleri gibi faktörlerden etkilenmektedir. Ayrıca geriatrik bireylerde ilerleyen yaş, düşme korkusu, düşme hikayesi, geriatrik depresyon, ikamet edilen yer, kadın cinsiyet, inme, diyabet, kullanılan ilaç grubu, sosyal yönden zayıf olmak, non- spesifik bel ağrısı, engelli olmak, kırılganlık ve alt bileşenleri gibi faktörlerin denge performansını etkilemektedir. Düşme korkusuna sahip geriatrik bireylerin fiziksel aktivitelerinin, denge performanslarının, yaşam kalitelerinin etkilenmiş olduğu görülmektedir. Ayrıca diyabet, non-spesifik bel ağrısı varlığında, yaşlı inme hastalarında, düşme öyküsüne sahip kişilerde ve kadınlarda düşme korkusunun daha fazla olduğu görülmektedir. Sonuç: Yaşlı bireylerde düşmeyi önlemeye ve denge performansını iyileştirmeye yönelik daha fazla kanıta dayalı müdahalelere ihtiyaç vardır.

İleri Yetişkinliğe Geçiş Döneminde Bulunan Bireylerde Başarılı Yaşlanma, Hayatın Anlamı ve Spritüel İyi Oluş İlişkisi

Müge Yukay Yüksel, Nevin Akgün, Eda Öztürk

Araştırma Makalesiss. 84–95DOI 10.46414/yasad.949912

Başarılı yaşlanmayı etkileyen sosyal, zihinsel, psikolojik, ruhsal, fizyolojik, sağlık, aktivite gibi faktörler bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı ileri yetişkinliğe geçiş sürecindeki bireylerin spritüel iyi oluş ve hayatı anlamlandırma düzeylerinin başarılı yaşlanma düzeylerini ne düzeyde yordadığının incelenmesi ve ileri yetişkinliğe geçiş sürecindeki bireylerin cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, yaşam biçimi, aylık gelir düzeyi, son bir aylık sağlık durumu gibi kişisel özelliklerinin başarılı yaşlanma ile ilişkilerinin saptanmasıdır. 2018-2019 tarihleri arasında İstanbul’da yaşayan 192 kişi bu araştırmaya gönüllü olarak katılmaktadır. Araştırmanın verileri “Başarılı Yaşlanma Ölçeği”, “Spritüel İyi Oluş Ölçeği”, “Hayatın Anlamı Ölçeği” ve “Kişisel Bilgi Formu” ile toplanmıştır. Veriler Mart-Mayıs 2019 tarihlerinde toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü ANOVA, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Çoklu Regresyon analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonunda 50 yaş ve üzeri bireylerin başarılı yaşlanma düzeylerinin aylık gelir değişkenine göre anlamlı farklılaşmadığı, fakat birçok değişken özelliklerine göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Bunlar örneğin; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim seviyesi ve yaşam biçimi olarak adlandırılabilir. Çoklu Regresyon analizi sonucunda spritüel iyi oluş ve hayatın anlamı değişkenlerinin başarılı yaşlanmayı pozitif yönde ve orta düzeyde yordadığı görülmüştür.

Yaşlanmaya Bağlı Bireylerde Görülen Fizyolojik, Ruhsal, Sosyal Değişiklikler ve Korunmaya Yönelik Önlemler

Uçar Küçük, Havva Karadeniz

Derlemess. 96–103DOI 10.46414/yasad.877517

Yaşlanma fizyolojik, ruhsal ve sosyal değişimlerin olduğu bir süreçtir. Yaşam süresinin artması, doğurganlık oranlarının azalması ve sağlık hizmetlerine erişimin artmasıyla yaşlı nüfus tüm dünyada ve Türkiye’de giderek artmaktadır. Artan nüfusun, yaşlanmaya özgü sağlık ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekecektir. Bu nedenle yaşlılık dönemine ait fizyolojik, ruhsal ve sosyal özelliklerin bilinmesi, yaşlılara yönelik uygun hizmetlerin planlanması ve sunulması açısından önem kazanmaktadır. Yaşlıların dönem özelliklerinin bilinmesi, ihtiyaçlarının karşılanması için yetersiz kalabilir. Çünkü yaşlı nüfusun fazla olması, sayının giderek artması, sahip olunan birden fazla kronik hastalık ve bazı yaşlıların evden çıkıp hizmet alma durumlarının olmayışı gibi sebepler sağlık sistemine aşırı yük olacaktır. Bu çalışmanın amacı, yaşlanmaya bağlı bireylerde görülen sağlık sorunlarına yer vererek korumaya yönelik öneriler sunmaktır.

Kavram Analizi Çalışması: ‘’Anımsama’’

Özlem Aydoğdu

Derlemess. 104–109DOI 10.46414/yasad.897661

Bu çalışmada anımsama kavramının farklı tanımları incelenmiştir. Günümüzde anımsama kavramı, yaşlanmakta olan topluma paralel olarak sağlık alanında sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Anımsama bireylerde her yaşta görülebilen, bireyin geçmiş tecrübelerinden anılarını hatırlamasını içeren çok yönlü bir süreçtir. Anımsamak hayatın son buluşunu göz önünde bulundurarak, normal sürdürülen yaşamı gözden geçirme sürecinin bir bölümüdür. Anımsama yalnızca geçmişte yaşanan olayların ve tecrübelerin hatırlanması değildir. Bireyin hayatına odaklanarak tekrardan değerlendirme, yaşamın anlamını bulma ve bireyin eski baş etme yöntemlerini içeren yapılandırılmış bir süreçtir.Yaşlanan toplumla birlikte hemşirelerin hizmet alanında daha fazla yer alan yaşlıların, sağlığını ve yaşam kalitelerini geliştirecek ve devam ettirecek hemşirelik girişimlerinin gelişimine ihtiyaç vardır. Hemşirelik Girişimleri Sınıflamasında (NIC), anımsamaya yönelik hemşirelik girişimleri ele alınmaktadır. Anımsama temelli aktiviteler, yaşlıların yaşam kalitesini yükseltmede pozitif bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada anımsama kavramı analiz edilerek, bu kavrama açıklık getirilmesi hedeflenmiştir. Anımsama kavramı, Walker ve Avant’ın 8 basamaktan oluşan kavram analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anımsama bireyin hayatına odaklanarak tekrardan değerlendirme, yaşamın anlamını bulma ve bireyin eski baş etme yöntemlerini içeren yapılandırılmış bir süreçtir. Yaşlı birey yaşlanmanın getirdiği güçlükler ile baş etmek zorunda kaldığında, anımsama faaliyetlerinin içeriği yaşlının bu güçlüklerle başa çıkabilme yeteneklerini önemli derecede etkileyebilmektedir. Bu kavramın anlamının tüm boyutlarıyla ele alınarak doğru anlaşılmasının sağlanması bütüncül hemşirelik bakımının verilmesinde yol gösterici olacaktır.