Hasan Sever
Araştırma Makalesiss. 1–9DOI 10.46414/yasad.598293
Modernleşme, endüstrileşme ve kentleşme ile beraber yaşanan demografik değişmeler, sağlık alanında ilerlemeler ve azalan doğum oranları ile yaşlılık olgusu dünya genelinde tüm toplumları ilgilendiren bir olguya dönüşmektedir. Bunu yanı sıra, değişen ve dönüşen aile yapısı ve oluşan yeni yaşam kompozisyonları yaşlılık durumunun toplumlar ve bireyler tarafından farklı biçimlerde deneyimlenmesine yol açmıştır . Bu deneyimlerden biri tek başına yaşamak konusudur. Niteliksel araştırma yöntemine dayanarak derinlemesine görüşmelerle gerçekleştirilen bu çalışma, yaşlı bireylerin geniş aileden kopuş nedenlerini ve tek başına yaşamaya alternatif olarak yeniden evliliği ve huzurevinde yaşamayı nasıl değerlendirdiklerini incelemiştir. Bu kapsamda, çalışma Gaziantep ilinde, 65 yaş ve üstü, tek başına, kentte yaşayan, ciddi bir sağlık engeli bulunmayan ve farklı sosyoekonomik düzeylere sahip 30 kişi ile yürütülmüştür. Bu çalışma, yaşlı bireyler için tek başına yaşama aranjmanının geniş ailenin çözülüşünün bir göstergesi olduğunu ve en ideal yaşam aranjmanının çocuklarına yakın tek başına yaşamak olduğunu ortaya koymuştur.
İşık Atasoy
Araştırma Makalesiss. 10–18DOI 10.46414/yasad.551113
Amaç: Bu çalışma, Hemşirelik bölümü öğrencileri ile Mühendislik bölümü öğrencilerinin yaşlılığa yönelik bilgi, tutum ve düşüncelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Farklı bölümlerde okuyan öğrencilerle yaşlıya ilişkin tutumlarına yönelik çalışmalar olmasına rağmen mühendislik bölümü öğrencilerinin yaşlıya ilişkin tutumlarının belirlenmesi ile ilgili araştırmalara rastlanmamıştır. Sağlık eğitimi almayan ve yaşlı bireyler ile hemşirelik öğrencilerine göre daha az ilişki kuran bir bölüm olmaları nedeniyle mühendislik okuyan öğrenciler çalışma kapsamına alınmıştır. Materyal metod: 2017-2018 öğretim yılı güz dönemi bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ile Teknoloji Fakültesi Mühendislik bölümünde okuyan 688 öğrenci ile yapıldı. Veri toplama aracı olarak literatür taranarak oluşturulan 19 soruluk Kişisel Bilgi Formu ve 34 maddeden oluşan Duyan ve Gelbal tarafından Türkçeye uyarlanan Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeği kullanıldı. Veriler SPSS 16.0 programı ile analiz edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin %58’3’ü Hemşirelik, %41,7’si Mühendislik fakültesi öğrencisidir. %79,7’si çekirdek aileye sahip, %21,8’i evlerinde yaşlı ile birlikte yaşamakta, %70,3’ü yaşlılara bakım vereceğini düşünmekte, %43,8’inin yaşlıya hiç bakım vermediği, %51,6’sı geriatri kavramını bilmekte, %80,5’i ailesi yaşlandığında birlikte yaşamak istemekte, %92,7’sinin yaşlılık hakkında bilgilendirme yapıldığında yaşlıları daha iyi anlayacakları görülmektedir. Hemşirelik ve mühendislik bölümü öğrencilerinin Yaşlılara Yönelik Tutum ölçeği toplam puanlarında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (z=-,195; p=0,846). Sonuç: Sağlık eğitimi alan hemşirelik bölümü öğrencileri ile sağlık eğitimi almayan mühendislik bölümü öğrencilerinin yaşlılara yönelik tutumları arasında fark bulunmamıştır. Öğrencinin cinsiyet, bölüm, sınıf, aile yapısı, mezun olduğu okul, anne-babanın mezun olduğu okul, yaşadığı yer açısından, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05).
Emrah Apak, Veysi Aka
Araştırma Makalesiss. 19–26DOI 10.46414/yasad.644320
Türkiye’de son yüzyılda yaşanan modernleşme, demografik yapı, ekonomik anlayıştaki farklılaşmalar ile gelen değişim, sosyal yaşamın her alanında etkisini gösterdiği gibi yaş temelinde de göstermektedir. Bu değişim yaşlılara yönelik algının olumsuz yöne evrilmesine yol açmıştır. Yaşanan toplumsal değişimlerin yansıtıcısı konumunda bulunan araçlardan biri olan medya, yaşlılara ilişkin süreç içerisinde farklılaşan temsillerin de belirlenmesi açısından önemli bir mecradır. Dolayısıyla, yayın hayatına devam eden yazılı medyanın incelenmesi bu değişmeyi anlamak açısından faydalı olacaktır. Bu çalışmada, Cumhuriyet Gazetesi’nin 1930-2017 yılları arasındaki sayıları incelenerek yaşlılara ilişkin temsillerin yıllar içerisinde nasıl farklılaştığını görmek amaçlanmıştır. Bu çalışma, doküman analizi yöntemine dayanmaktadır. Cumhuriyet Gazetesi’nin internet üzerinden arşivine girilerek 1930-2017 yılları arasında “yaşlı” kelimesi aratılmıştır. “Yaşlı” kelimesini içeren toplam 33.461 cümle incelenerek, cümle içerisinde yaşlı kelimesi ile doğrudan ilgili ve yaşlı kelimesini niteleyen kelimeler seçilmiştir. Elde edilen kelimeler “olumlu”, “olumsuz” ve “nötr” şeklinde sınıflandırılmış ve üç kişiden uzman görüşü alınarak yeniden tasnif edilerek onar yıllık periyotlara ayrılmış ve her on yıl için yüzdeler elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, yaşlılar için üretilen olumsuz kategorisindeki kelime sayısı daha fazla bulunmuştur. Ayrıca yaşlılara ilişkin temsilin 1930 yılından 2017 yılına doğru düzenli olarak olumsuza doğru değişim gösterdiği elde edilmiştir. Bu sonuçlar, medyanın toplumsal değişimi yansıtan bir araç olmasından dolayı, toplumsal yaşamda yaşlılara ilişkin temsillerin yıllar içerisinde olumludan olumsuza doğru değiştiğini göstermektedir. During the last century the change that comes with modernization, the alteration of demographic situation and economic structure in Turkey affects every aspects of social life as well the elderly area. This change has led to the negative evolution of perception towards the elderly. Media, which is one of the tools reflecting the social changes experienced, is an important medium to portray the change regarding elderly during the historical process. Therefore, it will be useful to examine this change through analysing the print media that. In this study, it was aimed to see how the representations of the elderly differed over the years by examining the issues of Cumhuriyet Newspaper between 1930-2017. This study is based on document analysis method. By entering the archive of Cumhuriyet Newspaper over the internet, the word “elderly” was searched between 1930-2017. A total of 33,461 sentences containing the word “elderly” were examined, and the words that were directly related to, and characterize the “elderly” were selected. The words were classified as “positive”, “negative” and “neutral”. According to the results of the study, the number of words in the negative category produced for the elderly was higher. In addition, it was found that the representation of the elderly changed regularly from 1930 to 2017. These results show that the representations of the elderly in social life have changed from positive to negative over the years since the media is a tool reflecting social change.
Faruk Ay, Gülüşan Başıbüyük
Araştırma Makalesiss. 27–35DOI 10.46414/yasad.696356
Bu çalışmanın amacı 65 yaş üstü bireylere yönelik olarak, sanal ortam yalnızlığı, internet bağımlılığı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin belirlenmesidir. Bu amaçla Antalya 60+ Tazelenme Üniversitesinde eğitim gören 65 yaş üstü bireylere anket uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla ortalamalar, Anova testi, bağımsız örneklem t testi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Çalışmada 65 yaş üstü bireylerin yaşam doyumu düzeylerinin yüksek olduğu, sanal ortam yalnızlığının orta düzeyde olduğu ve internet bağımlılığı düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır. Kronik hastalığı olmayan 65 yaş üzeri bireylerin yaşam doyumlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların yaşamdan memnuniyet düzeyi “düşük ve orta” olanlarda internet bağımlılığı daha yüksek bulunmuştur. Yaşamdan memnuniyet düzeyi “iyi ve çok iyi” olanların yaşam doyumları daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak sanal ortam yalnızlığı boyutlarından, sanal sosyalleşmenin artması yaşam doyumunu artırmaktadır. İnternet bağımlılığının yaşam doyumuna anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Sanal paylaşım arttıkça internet bağımlılığı artmakta, sanal yalnızlığın artması ise internet bağımlılığını azalmasına neden olmaktadır.
Arzu Cilasun, Cigdem Cetin, Müge Sever, Selin Karagözler, Fatma Aydınlık Güntürkün, Nil Tekin
Araştırma Makalesiss. 36–47DOI 10.46414/yasad.704555
Tıptaki ilerlemelerle birlikte uzayan yaşam süresi yaşlı nüfusunun genel nüfusa oranının giderek artmasına neden olmaktadır. Değişen toplumsal yapı ile birlikte artan yaşlı nüfusunun barınması ve bakımı toplumsal sorunlardan biri olmaya başlayınca kurumlarca üstlenilen bakım modelleri geliştirilmiştir. Yaşlı bakımının yapıldığı kurumsal bakım yapılan tesislerin sayıları hızla artarken, sunulan hizmet kadar hizmetin sunulduğu alanın niteliği de oldukça önemlidir. Yaşlıların zamanlarının büyük kısmını kapalı/iç mekânlarda geçirdiği göz önüne alındığında, kullanıcılarının beklentisine uygun tasarlanmamış alanlar, yaşam kalitesini düşürürken, iyi tasarlanmış kurumsal bakım alanlarındaysa mekânla kurulan etkileşim sayesinde yaşlı kullanıcılar hem psikolojik hem fizyolojik hem de fiziksel imkânları ile desteklenir. Bu çalışmada İzmir’de örnek olarak seçilen huzurevinde konaklayan toplamda 250 yaşlı ile gerçekleşen; algı, aydınlatma, ısıl konfor ve yönlendirme konularını kapsayan anket sonuçları değerlendirilmiştir. Katılımcıların hem kaldıkları kurumsal bakım alanını değerlendirmesi hem de beklentilerini belirttikleri anket çalışmasının sonuçları, literatürden edinilen bilgilerle birleştirilip, seçilen başlıklar altında ayrı ayrı öneriler haline getirilmiştir. Sunulan önerilerin hem yaşlı dostu iç mekânların tasarlanmasında hem de başka yayınların hazırlanmasında katkı sağlaması planlanmaktadır.
Hamza Kurtkapan
Araştırma Makalesiss. 48–55DOI 10.46414/yasad.691177
Türkiye’de yaşlı nüfusun genel nüfus içerisindeki oranı hızla artmaktadır. 2060 yılında, Türkiye’de yaşayan her beş kişiden birinin yaşlı olacağı ön görülmektedir. Günümüzde 20’li yaşlarını deneyimleyen gençler, 2060’lı yıllarda yaşlılığa adım atacaklardır. Türkiye’nin 21. yy.’ın ikinci yarısına ilişkin yaşlılık politikaları, bu dönemde yaşlılığa adım atacak olan Y kuşağının özellikleri ve tutumları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Türkiye’de Y kuşağı ile ilgili pek çok çalışma yapılmış ancak onların yaşlılık ve yaşlanma ile ilgili tutumlarına yeteri kadar bakılmamıştır. Bu çalışma, Y kuşağına mensup 19-24 yaş grubundaki gençlerin, yaşlılık ve yaşlanmaya ilişkin tutumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde 2018-2019 Eğitim ve Öğretim Yılı Bahar Dönemine kayıtlı lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada, araştırmaya katılan gençlerin yaşlılık ve yaşlanmaya ilişkin görece olumsuz bir tutuma sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlılık ve yaşlanmaya ilişkin tutumlarının cinsiyet, yaşam yeri, aile türü ve büyük ebeveynler ile birlikte yaşama değişkenlerine göre anlamlı bir düzeyde değişmediği görülmüştür. Ancak büyük ebeveynler ile geçirilen sürenin, yaşlılık ve yaşlanmaya ilişkin tutumu olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Çalışmada, yaşlanmaya ilişkin olumlu tutumun, yaşlı bireyler ile ileride çalışma arkadaşı olma isteğine olumlu yansıdığı belirlenmiştir. Ayrıca yaşlı bakımında devlet yerine aileyi önceleyen katılımcılarda, daha olumlu bir yaşlılık ve yaşlanma tutumu tespit edilmiştir.
Dilek Doruk Kondakcı, Aslı Kılavuz
Derlemess. 56–63DOI 10.46414/yasad.721822
Düşmeler yaşlılarda sık karşılaşılan önemli geriatrik sorunlar arasında yer almaktadır. Düşme; bireyin bulunduğu yerden, dengesini yitirerek yukardan aşağıya inmesi olarak tanımlanmaktadır. Yaşlı bireylerde kapsamlı geriatrik değerlendirme yapılması büyük önem taşımaktadır. Sağlık personellerinde yaşlı bireylerin maruz kaldığı düşmelerin yaşlılığa bağlı gerçekleşen bir durum olmadığı konusunda farkındalık geliştirilmelidir. Yaşlılarda düşme risk faktörleri; ileri yaş, bilişsel ve duyusal bozukluklar, alt ekstremitelerde güç kaybı, yürüme ve denge sorunları, düşme öyküsü, çoklu ilaç kullanımı ve çevresel etkenler değerlendirilmesi önem taşıyan durumlardır. Düşme riskleri değerlendirilirken farklı ölçekler kullanılmaktadır. Düşmelerin önlenmesine yönelik koruyucu önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır.