Velittin Kalınkara, Gülay Günay, Ayfer Aydıner Boylu, Hande Şahin, Fatma Arpacı, Faruk Ay, Gülüşan Özgün Başıbüyük, İşıl Kalaycı, Cengiz Kılıç, Meryem Salman, Taner Artan
Araştırma Makalesiss. 73–83
Giriş: Kronolojik yaş toplumsal yaşam içinde önemli bir statü belirleyicisidir. Ancak hızlı gelişmelerin paralelinde ileri yaşlarda olan birey sayısının toplum içinde giderek artış göstermesi ve yaşam tarzlarının da değişime uğraması aile ve toplum içerisinde yaşlıların farklı sorunlarla yüzleşmesine neden olmaktadır. Bu çerçevede kronolojik yaşa bakış açısı değişerek toplumdaki diğer yaş grupları arasında yaşlı ayrımcılığı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada Türkiye’nin farklı illerinde üniversite öğrenimi gören bireylerin yaşlılara ve yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Amaç: Farklı alanlarda öğrenim gören üniversite öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını araştırmak ve diğer değişkenlerle ilişkisini belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışma, tanımlayıcı, kesitsel bir çalışmadır. Örneklem Ankara, Antalya, Denizli, Erzurum, Isparta, İstanbul, Karabük, Kırıkkale, Siirt ve Sivas’ta farklı alanlarda öğrenim gören 1320 üniversite öğrencisini kapsamaktadır. İstatistiksel analizlerde parametrik olmayan ve parametrik olan testler kullanılmıştır. Bulgular: Farklı üniversitelerde öğrenimleri devam eden ve araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilerin %18.6’sı yaşlılarla “aynı mahallede” %17.7’si “aynı yerleşim yerinde/kentte” yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Yaşlı bireylerle aynı evde yaşadıklarını belirten öğrencilerin (n=209, % 15.8) %58.9’u anneanne veya babaanne ile birlikte yaşamaktadır. Öğrencilerin %47.5’i yaşlı bireyle olan ilişkilerinin “iyi”, %46.5’i ise “çok iyi” olduğunu ifade etmiştir. Ailedeki yaşlılarla “haftada bir veya 15 günde bir” görüştüklerini belirten öğrencilerin oranı ilk sırada yer almaktadır (%31.2). Öğrenciler arasında yaşlıların kendi evlerinde yaşamaları gerektiğini düşünenler (%58.9) ile yaşlıların bakıma ihtiyaç duyması halinde “çocuklarının evinde bakılması” gerektiğini düşünenler (%57.3) ilk sırada yer almaktadır. Yaşlı Ayrımcılığı Tutum ölçeğinin “yaşlıların yaşamını sınırlandırma”, “yaşlılara yönelik olumlu ayrımcılık”, “yaşlılara yönelik olumsuz ayrımcılık” alt boyutları ve ölçeğin geneli ile bağımsız değişkenler (eğitim alanı grubu, cinsiyet, halen yaşanılan yer, eğitim alanının yaşlılıkla ilgili olma durumu, kendilerini nitelendirme şekilleri ve yaşlı bireyle olan ilişkiler) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir (p<0.05). Sonuç: Üniversite öğrenimleri devam eden öğrencilerin yaşlılara yönelik ayrımcılık tutumları yaşam tarzları, yaşadıkları toplumun normları ve yaşlılarla olan ilişkilerinden etkilenmektedir.
Sema Oğlak
Derlemess. 84–96
Yaşlılara yönelik sosyal refah politikaları; ülkelerin siyasi, sosyal ve ekonomik politikalarına göre şekillenmekte ve bireylerin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici olmaktadır. Küresel yaşlanma tüm dünyanın önemli gündemi olmasına karşın, yaşlıların sosyal refahları konusunda sistematik ve kapsamlı veri toplama mekanizmasının yetersizliği bilinen bir gerçektir. Ancak, yaşlılara yönelik doğru ve etkin sosyal politikaları hayata geçirmek, sağlıklı verilerle mümkün olabilecektir. Birleşmiş Milletler’e bağlı bir organizasyon olan Uluslararası HelpAge, ülkelerin yaşlı bireylere yönelik sosyal refah politika ve uygulamalarını 2013 yılından bu yana, Küresel Yaşlanma İzlem Endeksi ölçütlerine göre değerlendirmektedir. Küresel Yaşlanma İzlem Endeksi, yaşlıların sosyal ve ekonomik refahını belirleyen çoklu faktörlerin değerlendirilmesine dayanmakta ve ülkelerin yaşlı refahına yönelik önemli ipuçları vermektedir. Bu çalışmanın amacı, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası HelpAge Organizasyonunun verileri ve belgelerine dayalı olarak, Küresel Yaşlanma İzlem Endeksinin ölçülmeye başladığından günümüze kadar olan 3 yılın verileri (2013, 2014, 2015) çerçevesinde; yaşlının sosyal refahını etkileyen temel göstergeleri, ülke karşılaştırmaları, Türkiye’nin endeks içindeki yeri ve yaşlılık açısından sosyal refah görünümü tanımlanmaya çalışılacaktır. Mevcut endeks göstergeleri dikkate alındığında, Türkiye’nin yaşlılara yönelik sosyal refah politikalarının arzu edilen düzeyin altında kaldığı görülmektedir.
Burak Şahin, Asiye Yıldırım
Araştırma Makalesiss. 97–106
Bu araştırmanın temel amacı internet kullanımının, yaşlıların demografik özellikleri, yaşam doyumu, algıladıkları sosyal destek ve umutsuzluk düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesiydi. Bu doğrultuda ilgili literatür çerçevesinde yaşlıların internet kullanımını incelemek amacıyla; internet üzerinden düzenli olarak iletişim kurdukları kişi sayıları, haftalık internet kullanım süreleri, internet üzerinden paylaşımda bulundukları toplam kişi sayısı, kaç yıldır internet kullandıkları, interneti kullanım amaçları ve sosyal paylaşım sitesi tercihleri olmak üzere altı kriter belirlendi. Çalışma 188 katılımcı ile İstanbul ilinde yürütüldü. Bulgular, yaşlılarda internet kullanımına dair çeşitli özelliklerin yaşam doyumu ve algılanan sosyal destek düzeyi ile pozitif yönde, umutsuzluk düzeyleri ile ise negatif yönde ilişkili olduğunu ortaya koydu. Ayrıca çalışmada internet kullanımı ile yaş, eğitim düzeyi, aylık gelir ve yaşanılan yer gibi demografik değişkenler arasında ilişki olduğu gözlendi.
Sevda Özütürker
Araştırma Makalesiss. 107–112
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde 62’si kadın, 50’si erkek olmak üzere toplam 112 öğrenci üzerinde gerçekleştirdiğimiz araştırmada, Sosyal Hizmet bölümü öğrencilerinin yaşlılara karşı tutumlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Öğrencilere, sosyo-demografik özelliklerin belirlenmesine yönelik soruların yer aldığı anket formu uygulanmış ve öğrencilerin yaşlılara yönelik tutumlarını belirlemek amacı ile de Kogan Yaşlılara Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzdelik oran, t testi, ANOVA ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. YKTÖ puan ortalamasının 100,71 ± 7,04 olduğu bulunmuştur. Bulgular, öğrencilerin yaşlılara karşı pozitif bir tutum içinde olduğunu göstermiştir.
Ufuk Yağcı, Şahin Kapıkıran
Araştırma Makalesiss. 113–120
Bu çalışmanın amacı, aktif yaş alma bağlamında müzik etkinliğine katılan ve katılmayan 60 yaş ve üstü bireylerin sosyal destek, yalnızlık ve yaşam doyumları bakımından fark olup olmadığının incelenmesidir. Çalışmanın katılımcıları 60 yaş üstü bireylerden oluşmuş olup 60-84 yaşları arasında 65 (%41.7) kadın, 91(%58.3) erkek olmak üzere toplam 156 kişidir. Çalışmanın katılımcıları, Türkiye’nin batısında yer alan şehirlerde yaşayan bireylerdir. Çalışmanın verilerinin toplanmasında Algılanan Elde Edilebilir Destek Ölçeği (Schulz ve Schwarzer, 2003), Yaşlılarda Yalnızlık Ölçeği (Gierveld ve Kamphuis, 1985) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsem ve Griffen, 1985) kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerini ölçmek için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmada toplanan verilerin analizi için korelasyon, bağımsız t testi ve tek yönlü Varyans analizi ile test edilmiştir. Sonuçta, müzik etkinliklerine katılan bireylerin sosyal destek yalnızlık ve yaşam doyumu ölçek puanları bakımından anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Müzik etkinliğine katılan bireylerin müzik etkinliğine katılmayan bireylere göre sosyal destek ve yaşam doyum puanları daha yüksek olurken, yalnızlık ölçek puanları daha düşük olduğu kaydedilmiştir. Elde edilen bu sonuçlar bağlamında tartışma yürütülmüştür.
Ecem Naz Nazlıer Keser
Derlemess. 121–128
Ortalama yaşam ömrünün uzaması, sağlık imkânlarının ve sağlığa erişimin gelişmesi gibi sebeplerle dünya genelinde yaşlı nüfus artmaktadır. Bu artışın hiç kuşkusuz önemli sonuçları olacaktır. Nüfus artışının sebep olacağı sonuçlardan biri yaşa bağlı ortaya çıkacak hastalıkların artışıdır. Alzheimer hastalığı en önemli risk faktörü yaş olan, kronik ve tedavisi bulunamamış bir hastalıktır. Hastalığın kronik olması ve ileri evrelerinde hastalara, kendi kendine bakabilme yeteneğini kaybettirmesi Alzheimer hastasına bakacak kişi sorununu ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada Alzheimer hastalığı hakkında genel bilgiler verildikten sonra ailelerin karşı karşıya kaldığı bakım sorunlarına değinilmiştir. Ortaya çıkan sorunlara yönelik Türkiye’de uygulanan sosyal hizmet müdahalelerinin durumu ve müdahalelere yönelik yapılabilecek iyileştirmeler konusu tartışılmıştır. Alzheimer hastalarına yönelik sosyal hizmet müdahalelerinin temelde kurum bakımı, evde bakım, tıbbi ve gerontolojik sosyal hizmet odağında olduğu görülmektedir. Kurum koşullarının ve alternatif kurum modellerinin yeterli olmaması, evde bakım hizmetinin sosyal yardımlara indirgenmesi ve tıbbi-gerontolojik sosyal hizmet alanında uzmanlaşmanın olmaması sistemin düzenlenmesi gereken bölümlerini içermektedir. İlgili konulara yönelik önerilerde bulunulmuştur.