İçeriğe geç
Yazı boyutu normal
Switch to English

Yaşlı Sorunları Araştırma Dergisi · 2018

Cilt 11, Sayı 1

Bu sayıda 5 makale yer alıyor.

Dergi Arşivi

TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMÜ ÇERÇEVESİNDE İŞGÜCÜNÜN YAŞLANMA SORUNU

Davuthan Günaydın

Konferans Bildirisiss. 1–13

Bu çalışma nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak işgücünün yaşlanmasının Türkiye için bir sorun teşkil edip etmediği, eğer böyle bir sorunla karşı karşıya kalma olasılığı varsa bugünden alınması gereken önlemlerin neler olabileceği sorularına cevap aramaktır. Nüfusun demografik özellikleri aynı zamanda emek arzının da temel belirleyicisi olan aktif nüfusun yapısını belirler. Bu nedenle demografik yapıda meydana gelen değişimler emek piyasasının da etkilenmesine neden olmaktadır. Özellikle son 50 yıldır yaşanan demografik dönüşüm gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede nüfusun yaşlanmasına dolayısıyla yaşlı işgücü oranının artmasına neden olmuştur. Daha çok gelişmiş ülkeler için bir sorun gibi görünen bu durum, demografik geçiş sürecini tamamlamaya başlayan bütün ülkeler için yakın bir gelecekte sorun olmaya başlayacaktır. Bu çalışmada Türkiye’nin demografik dönüşümünün emek arzı üzerindeki etkileri 55-64 yaş arası yaşlı işgücü çerçevesinde incelenmektedir. Çalışmada yöntem olarak demografik dönüşüm kuramı doğrultusunda geliştirilen nüfus projeksiyonları ve demografik geçiş sürecini tamamlayan OECD ülkelerinin mevcut durumu ve yaşlı işgücünün istihdamına yönelik geliştirdikleri politikalar incelenerek Türkiye için çıkarımlarda bulunulmaktadır. Bu çerçevede, mevcut genç işgücünün önümüzdeki dönemlerin yaşlı işgücü olduğu gerçeği ile yaşlanan nüfusla birlikte daha fazla oranda yaşlı işgücünün istihdam edilmesi zorunluluğu birlikte ele alındığında, mevcut genç işgücünün eğitim seviyesinin arttırılmasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle öncelikli olarak mevcut formel eğitim seviyesinin arttırılması ve yaşam boyu öğrenme programlarının geliştirilmesi gerekmektedir . Diğer yandan yaşlı işçilerin istihdam edilebilirliğini arttırıcı kamu sübvansiyonlarının uygulanması gerekmektedir. Özellikle yaşları nedeniyle eğitim programlarına katılamayan ve bu nedenle istihdam olanağı bulmakta zorlanan gruplar desteklenmelidir. Ayrıca, yaşlı işçiler için daha uygun bir çalışma olanağı sunan ve bu suretle emek piyasasından ayrılma sürelerini uzatan kısmi süreli çalışmanın teşvik edilmesi gerekmektedir.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YAŞLI İSTİSMARINA İLİŞKİN DÜŞÜNCELERİNİN BELİRLENMESİ

Hande Şahin, Sibel Erkal

Araştırma Makalesiss. 14–18

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin yaşlı istismarına ilişkin düşüncelerini belirlemektir. Araştırmada verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Ankette öğrencilerin kişisel bilgilerini belirlemeye yönelik sorular (cinsiyet, yaş vb) ile yaşlı istismarına yönelik düşüncelerini belirlemeye yönelik sorulara yer verilmiştir. Araştırmaya Kırıkkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Sağlık Yönetimi ve Sosyal Hizmet Bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler arasından rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden 317 öğrenci katılmıştır. Araştırmada betimsel istatistiklerin yanı sıra değişkenler arası ilişkiler için t testi ve varyans analizi gibi parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin yaşlı istismar eğilimlerinin oldukça düşük olduğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, kız öğrencilerin ve evinde bir yaşlı yaşayan öğrencilerin yaşlılara karşı daha olumlu yaklaşım içerisinde oldukları belirlenmiştir.

EVDE BAKIM HİZMETİ ALAN YAŞLI BİREYLERİN GENEL BESLENME ÖZELLİKLERİ VE YAŞAM KALİTESİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Emre Adıgüzel, Nilüfer Tek

Araştırma Makalesiss. 19–25

Evde bakım hizmeti alan 173 yaşlı bireyin genel beslenme özellikleri ve yaşam kalitelerinin değerlendirildiği bu çalışmada katılımcıların yaş ortalaması 81,6±7,10 olarak saptanmıştır. Katılımcıların yaşam kalitelerinin değerlendirilmesinde Kısa Form-36 (SF-36) yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. SF-36 puanları fiziksel ve mental bölüm puanları olmak iki özet başlık altında değerlendirilmiştir. Erkeklerin fiziksel ve mental bölüm puanları kadınlardan yüksek olup aradaki fark istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur (p>0,05). Aynı şekilde evli bireylerin fiziksel ve mental bölüm puanları bekârlardan yüksek olup aradaki fark istatistiksel olarak anlamsızdır (p>0,05). Bireylerin genel iştah durumu iyi, orta ve kötü olmak üzere üç grupta değerlendirilmiştir. Genel iştah durumunun 'kötü' olduğunu bildiren bireylerin fiziksel ve mental bölüm puanları diğer bireylere göre anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca çiğneme ve yutma güçlüğü yaşayan bireylerin ve nütrisyon desteği alan bireylerin fiziksel ve mental bölüm puanları diğer bireylere göre oldukça düşük bulunmuştur (p<0,05). Elde edilen bu sonuçlar evde bakım hizmeti alan yaşlı bireylerde genel beslenme özellikleri ile yaşam kalitesi arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir.

SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN YAŞLILIK KAVRAMI VE YAŞLILAR HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİN BELİRLENMESİ

Gülsüm Yetiş, Perihan Gürbüz

Araştırma Makalesiss. 26–33

Y aşlı nüfusta gözlenen ve beklenen artış ve aile yapısındaki değişiklikler, yaşlı hizmetlerinin önemini artırmaktadır. Yaşlılık toplumsal bir çevrede sosyal ilişkilerle yoğrularak yaşanır. Dünya genelinde “yaşlı” kavramının tanımı ve yaşlılığın başlangıcı ile ilgili kesin bir fikir birliği yoktur. Eski çağlarda; yaşlılar çok saygı gören bireyler olarak görülürken, özellikle 20. yüzyılda yaşanan modernleşme ve kentleşmenin getirdiği çekirdek aile yapısı yaşlıların statüsünü sarsmıştır. Yaşla birlikte sağlık sorunlarının artması yaşlı bireylerin sağlık hizmetleri gereksinimini arttırmaktadır. Hem genç hem de sağlık alanında çalışacak olduklarından; sağlık hizmetleri alanında eğitim gören öğrencilerin yaşlılık ve yaşlılar hakkındaki düşünceleri ve tercihleri önemlidir. Kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılan bu araştırmada amacımız; meslek yüksekokulu öğrencilerinin yaşlılık kavramı, yaşlılık algısı, yaşlanma yaşı, yaşlılıkta tercih edilen yaşam alanı ve yaşlılara bakış açısı gibi konulardaki düşüncelerinin belirlenmesidir. Araştırmanın verilerine göre; öğrencilerin %40.6’sı yaşlılık yaşının 65 yaş ve üzeri olduğunu, %57.8’i yaşlılar için en uygun yaşam alanının kendi evi olduğunu, %75.9’u yaşlandığında kendi evinde yaşamayı tercih edeceğini ifade etmiştir. Öğrencilere ’yaşlılık kavramının kendilerine çağrıştırdığı ifadeler’ sorulduğunda; 1. Sırada şefkat (%63.8), 2. Sırada hastalık (%35.3) , 3. Sırada güçsüzlük (%40.9) cevabını vermişlerdir. Sonuçta; s ağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin yaşlılar hakkında olumlu düşüncelere sahip olduğu bulunmuştur.

Evde bakım hizmeti alan bireylerin bakım alma nedenlerine göre beslenme durumlarının değerlendirilmesi

Emre Adıgüzel, Nilüfer Tek

Araştırma Makalesiss. 34–40

Evde bakım hizmeti alan 90 erkek ve 119 kadın olmak üzere toplam 209 evde bakım hastasının dâhil edildiği bu çalışmada katılımcıların beslenme durumlarının değerlendirilmesinde Mini Nütrisyonel Değerlendirme (MNA) testi ve beden kütle indeksi (BKİ) kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 76,0±15,23 olarak saptanmıştır. Komorbiditenin yaygın olduğu katılımcılarda en sık görülen hastalıkların sırasıyla hipertansiyon (%44,5), serebrovasküler olay (SVO) (%25,8), kalp-damar hastalıkları (%23,9), diyabet (%21,5), demans (%20,6), kırıklar (%17,2), dekübit (%16,3) ve osteoporoz (%15,3) olarak belirlenmiştir. Hastalıklara göre beslenme durumlarının değerlendirilmesinde her hastalık için iki grup oluşturularak karşılaştırma yapılmıştır. SVO, demans ve dekübit varlığının MNA puanını anlamlı derecede düşürdüğü saptanmıştır (p<0,05). Çeşitli derecede kırıkları olan bireylerin MNA puanları ise vücudunda kırık olmayan bireylere göre anlamlı derecede yüksektir (p<0,05). Ayrıca dekübitli bireylerde malnütrisyon görülme sıklığı %85,3 olarak saptanmıştır. Malnütrisyon görülme sıklığı bakımından dekübiti sırasıyla demans (%81,4), SVO (%64,8), osteoporoz (%62,5), kalp-damar hastalıkları (%62,0) ve hipertansiyon (%54,8) takip etmiştir. BKİ sınıflaması bakımından ise dekübitli bireylerin %73,5’i, demanslı bireylerin %65,1’i, osteoporozlu bireylerin ise %62,5’i zayıf bulunmuştur. Sonuç olarak evde bakım hastalarında malnütrisyon sıklığının oldukça yüksek olduğu ve erken dönemde beslenme müdahalesinin hastaların yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.